Hindistan’da ‘Yiyecek Asla Gelmez’ Adıyla Sahte Yemek Sitesi Kuruldu!
Bir grup Hintli genç, Hindistan’da ilginç bir yemek sitesi açtı. Bu dikkat çekici platformda, 22 farklı ülkenin mutfağından tam 319 çeşit yemek bulunmakta, bu ülkeler arasında Türkiye de kendine yer buluyor. Türk mutfağındaki gözde lezzetler arasında Adana kebap, İskender kebap, mantı, karnıyarık, testi kebabı, menemen, lahmacun, içli köfte ve pide yer almakta. Özel bir promosyon olarak sunulan Adana kebabı ise bedava. Diğer yemeklerin fiyatları ise, Meclis Lokantası kadar olmamakla birlikte oldukça uygun: Örneğin, karnıyarık 250 lira, İskender 350 lira.
Sipariş vermek için siteye girdim; iki lahmacun ve iki içli köfte siparişi verdim. Toplamda 788 lira tuttu. Ancak burası alışılmış bir yemek sipariş sitesi değil. Siparişimin durumu ile ilgili peş peşe mesajlar aldım: “Siparişiniz gerçekleşti”, “Mutfak siparişinizi hazırlıyor”, “Kurye siparişinizi aldı” ve en son olarak “Neredeyse kapınızda” mesajını aldım. Tam bu sırada bilgisayarımdan gelen bir telefon sesiyle kuryenin sesi kulağımı çaldı: “Ben, kuryeniz. Siparişiniz bende ama kapınızı bulamıyorum. Ne caddenizi ne de şehrinizi biliyorum. Özür dilerim, gerçekte hiç bir şey de ödemediniz. Siz aslında kazandınız.”
Gerçekten de gelecek olan herhangi bir yiyecek yoktu. Acaba bu sahte siteyi kuran Hintli gençler baştan itibaren bunu ilan etmişler miydi? Evet, sitenin adı “Yiyecek Asla Gelmez” (Food never comes) ve sloganları “Yiyecek siparişini ver, hesabı ödeme” (Order the food. Skip the bill) olarak belirlenmiş. Hatta BBC’de yayımlanan bir habere göre, bu ilginç siteyi sadece 2.7 milyon kişi ziyaret etmiş.
Bu proje, bir Hintli genç tarafından annesinin alışveriş yapma alışkanlığından esinlenerek ortaya çıkmış. Genç, annesinin alışveriş sitelerinde sepet doldurduğunu fakat alışveriş yapmadan çıktığını belirtiyor. Bununla birlikte, kendi yaşam tecrübelerinden esinlenmişler; işyerinde yemek siparişi vermek, açlıktan çok sıkıldıklarında gerçekleştirdikleri bir eylem haline dönüştü.
Bir bilimsel perspektiften bakıldığında, Michigan Üniversitesi’nden Profesör Kent Berridge’in geliştirdiği teoriler burada devreye giriyor. İsteme ve hoşlanma duyguları üzerine kurduğu bu yaklaşım, satılan bir şeyin peşinde koşmanın, onu elde etmekten daha büyük bir zevk verebileceğini öne sürüyor. Bu durumda, sahte siparişler vermek, beynimizin dopamin salgısını artırarak yüksek bir istek hissi yaratıyor. Zamanla, sipariş edilen yiyecek gelmeden bile, bu süreç insanın yeme ihtiyacını gideriyor ve işine geri dönmesine olanak sağlıyor.
Bu tür sitelere “Dopamin sitesi” denirken, ilk örneklerinin Güney Kore’den çıktığı belirtiliyor. Dikkat çeken bir ayrıntı, bu sitelerin sadece yiyecek siparişi vermekle kalmayıp, başka eşyalarla da kullanılmaya devam ettiği. Sinir bilimi çalışmalarına göre, bu sahte siparişler bazen plasebo etkisi yaratıyor.
Anadolu halk hikayeleri arasında yer alan “Sanki Yedim Camii” ise benzer bir ironi barındırıyor. Osmanlı döneminde Keçeci Hayreddin adlı bir esnaf, yediği her yemek yerine “sanki yedim” diyerek biriktirdiği paralarla bir cami yaptırıyor. Bunu yaparken, toplum yapısını ve kendi iradesini yansıtan bir örnek sergiliyor.
Sonuç olarak, bilim insanları dopamin sitelerinin etkisinin kişiden kişiye değişebileceğini ifade ediyor. Bazılarında motivasyon yaratırken, başkalarında etkisi farklı sonuçlar doğurabiliyor. Gelecekte, ister sosyal ister ticari alanlarda bu sitelerin daha yaygın hale gelip gelmeyeceği merak uyandırıyor; belki de toplumların genel yapısını değiştirebilir.
