Borsa Piyasasında Eşitlik Sorunsalı: Hız ve Teknoloji Arasındaki Farklar
Borsa İstanbul’da herkesin eşit koşullarda işlem yapması bekleniyor. Ancak, gerçekte şartların ne denli eşit olduğu sorgulanmaya devam ediyor. Aynı hisse senetlerini alıp satıyor, aynı fiyatları gözlemliyor ve aynı emir defterlerine erişiyoruz. Fakat bu durumun yanıltıcı olabileceğini gösteren unsurlar mevcut.
Son dönemde kolokasyon konusu gündeme geldi. Kolokasyon, işlem yapan firmaların sunucularını Borsa İstanbul’un işlem sistemlerine yakın bir noktaya yerleştirmesi anlamına geliyor. Bu, emirlerin borsaya ulaşma süresini hızlandırarak algoritmik işlemlerde belirgin avantaj sağlıyor. Örneğin, 2026 tarifesinde bu hizmet için yüz binlerce liralık ödemeler yapılıyor ve bu hizmetin etkinliğini artıran sunucular, borsa sistemine daha yakın konumlandırılıyor.
Hiçbir kurum burada kural dışı bir işlem yapmıyor. Bu hizmet şeffaf, ücretler belirli, teknik şartlar ise net. Ancak, bir yatırımcı bilgisayarından emir gönderdiğinde, başka bir sistem aynı fiyat değişimini fark edip, emrini çok daha önce borsaya ulaştırabiliyor. İki taraf da aynı piyasada işlem yapıyor, aynı fiyatlara bakıyor, ama yarışın hızı eşit değil.
Bu durum sadece Borsa İstanbul için geçerli değil. Nasdaq, New York Stock Exchange ve Avrupa’daki büyük borsalarda da işlemciler, veri merkezlerine yakın konumlanmak için ciddi paralar harcıyor. Kapitalizmin ilginç bir yanı da burada ortaya çıkıyor: Kural herkes için aynı olduğu halde, bu kurallardan yararlanmak için gereken olanaklar eşit değil.
Sermayesi olan yatırımcılar, daha hızlı bilgisayarlar ve daha iyi veri akışı sistemleri satın alabiliyor, sunucularını borsanın işlem motoruna yaklaştırabiliyor ve sonuç olarak daha hızlı algoritmalar geliştirebiliyorlar. Diğer yandan, bireysel yatırımcılar, fiyatı gördükten sonra işlem düğmesine basmakla yetinmek zorunda kalıyor.
Elbette borsa, sosyal eşitlik sağlamak üzere kurulmuş bir kurum değil. Sermaye ve teknoloji arasındaki farklılıklar piyasanın doğasına dahil. Fakat “herkes aynı piyasada işlem yapıyor” ifadesi ile “herkes aynı şartlarda yarışıyor” tanımlaması birbirinden oldukça farklı.
Sonuç olarak, piyasanın herkese açık olduğu algısı gerçekte bir noktada sorun yaratıyor. Sermaye piyasamızın yaşadığı zorlukları aşmak için eşitsizlikleri kısa süreliğine gidermek önemli. Belki de borsada gerçek adalet, herkesin aynı hızda işlem yapabilmesi değil, hangi avantajların parayla satın alınabildiğinin ve bu durumu fiyat oluşumunu nasıl etkilediğinin açıkça ortaya konmasıdır.
Çünkü bazı durumlarda kazanan, hisseyi doğru tespit eden değil, emri borsaya hızlı bir şekilde ileten olmaktadır. Bu noktada küçük yatırımcılara “piyasaya hoş geldin” demek, biraz ironik bir duruma dönüşüyor.
