Küresel Ticaretin Geleceği: DTÖ Raporu ve Kritik Değerlendirmeler
HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından hazırlanan ve 2026 yılına odaklanan Ticaret Raporu, TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran’ın değerlendirmeleriyle dikkat çekiyor. Aran, küresel ticaret sisteminin önemli bir dönüm noktasında olduğunu belirtti. Rapor, DTÖ üyesi 166 ülkenin üzerinde anlaşması gereken konuları ve hareketsizliğin ekonomik bedellerini gün yüzüne çıkarıyor. Raporun temel bulguları arasında DTÖ’nün gümrük tarifelerini azaltarak ticaret politikalarının öngörülebilirliğini artırdığı ve bu sayede dünya ekonomisinin büyük ölçüde bütünleştiği vurgulanıyor. Ancak Aran, ticari anlaşmazlıkların daha karmaşık bir hal aldığına ve gelişmiş ülkelerin iç düzenlemelerinin küresel ticaretin merkezinde aşınmalara yol açtığına dikkat çekiyor.
Kazanımlar Eşit Dağılmadı
Rapor, küresel ticaretin kazançlarının eşit bir biçimde dağılmadığını ortaya koyuyor. En az gelişmiş ülkelerin dünya ticaretindeki payı yüzde 1’in altında kalırken, bu ülkelerdeki imalat ve hizmet maliyetlerinin yüksek gelirli ülkelere oranla yüzde 50 oranında daha fazla olduğu ifade ediliyor. Rapor, ticaretin toplam ekonomik refah üzerindeki etkilerini incelerken, farklı düzeylerdeki ülkeler, bölgeler, firmalar ve çalışanlar arasında gelir dağılımı sorununu da kabul ediyor. Ayrıca, 2050 yılına kadar üç farklı senaryo üzerinden yapılan simülasyonlara yer veriliyor. DTÖ yerine serbest ticaret anlaşmalarının hâkim olduğu bir senaryoda, küresel GSYH’nin yüzde 6.9, küresel ihracatın ise yüzde 26.9 oranında düşeceği öngörülüyor. Jeopolitik bloklara ayrılmış bir dünya senaryosunda ise küresel GSYH yüzde 5.1, küresel ihracat ise yüzde 18.6 oranında azalıyor. Ancak, güçlendirilmiş çok taraflı iş birliği sağlanması durumunda, küresel GSYH’nin yüzde 2.9, küresel ihracatın ise yüzde 17.9 oranında artacağı belirtiliyor.
