“Kıyamet gününde benim şefaatimle en çok mutlu olacak kişi, kalbinden gelerek ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kişidir.”
(Buhârî, İlim, 33)
Tevhidin Özüdür: Allah’tan Başka İlah Yoktur
Kelime-i Tevhid, İslâm inancının özüdür:
“Lâ ilâhe illallah” — “Allah’tan başka ilah yoktur.”
Bu cümle, sadece bir söz değil, Allah’a teslimiyetin, kulluğun, samimiyetin ve arınmanın ifadesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu sözün değerini defalarca vurgulamış, onun kalpten söylenmesinin ebedi kurtuluş vesilesi olacağını bildirmiştir.
Zikirlerin en faziletlisinin “Lâ ilâhe illallah” olduğunu yine O’nun mübarek lisanından öğreniyoruz. (Tirmizî, Deavât, 9)
Tevhidi Sadece Söylemek Değil, Yaşamak
Zikir, hatırlamak demektir. Allah’ı zikretmek, kalbi kirlerden temizler, nefsi dizginler, insanı hakikate çeker. Her “Lâ ilâhe illallah” demek, Allah’tan başkasının önünde eğilmeyeceğimize dair bir beyattır.
Ama bu zikir, aynı zamanda bir manevî sadaka olarak da değerlendirilmiştir. İşte bu noktada, bugün unutulmuş ama bir zamanlar çok kıymet verilen bir gelenekten söz etmek gerekir:
70.000 Kelime-i Tevhid Meclisleri: Sessizce Kaybolan Bir Hazinemiz
Eskiden bir Müslüman vefat ettiğinde, yakınları onun ruhuna bağışlanmak üzere 70.000 defa Kelime-i Tevhid okunması için özel zikir meclisleri düzenlerdi. Bu meclislerde insanlar bir araya gelir, Allah’ı zikreder, hem ölen için hem kendileri için rahmet dilerlerdi.
Ehlullah şöyle buyuruyor;
“Ölenlerin arkasından 70.000 Kelime-i Tevhid okumayı ihmâl etmeyiniz. Allah rızası için yetmiş bin tevhid bağışlanırsa, o kişi azaba müstehak olsa bile azabı kaldırılır. Değilse, cennet dereceleri verilir.”
Peki Bu Meclis Nasıl Kurulur?
- Sâlih ve duâsı makbul 10–20 kişi bir araya gelir.
- Mescid gibi temiz ve huzurlu bir yerde toplanırlar, abdestli olurlar.
- Mevtânın ve bütün müminlerin ruhuna Fâtiha ve üç İhlâs okunarak başlanır.
- Meclisi yöneten kişi, Rûhâniyyet-i Ahmediyye’den yardım dileyerek zikri başlatır:
“Eûzübillahimineşşeytânirracîm, Bismillahirrahmânirrahîm. Fa’lem ennehu lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-Resûlullah.” - “Lâ ilâhe illallah” zikri yapılırken, her yüz tevhîdde bir kez “Muhammedü’r-Resûlullah” cehrî olarak söylenir.
- Kişi sayısına göre zikrin bölüşümü yapılır. (10 kişi varsa 7.000’er defa; 20 kişi varsa 3.500’er defa okunur.)
- Sonunda kısa bir Kur’ân tilâveti yapılır ve dua edilerek tüm okunanların sevabı mevtanın ruhuna bağışlanır.
Bugün bu meclisler hemen hemen hiç yapılmıyor. Oysa içinde ne büyük bir rahmet, ne büyük bir ümit, ne büyük bir bağışlanma vesilesi gizli.
Bu sadece ölülerimize rahmet göndermek değildir; aynı zamanda kalplerimize dirilik üflemektir. Unuttuğumuz bir hatırayı, terk ettiğimiz bir emaneti yeniden canlandırmaktır.
Bugün başlayabiliriz.
Bir “Lâ ilâhe illallah” ile…
Bir dua ile…
Bir hatırlama, bir hatırlatma ile…
Unutmayalım:
Belki de bizim, sevdiklerimizin, geçmişlerimizin kurtuluşu, bu kelimede gizlidir.
“Zikirlerin en üstünü: Lâ ilâhe illallah.”
(Tirmizî)
