Erken Uyarı Sistemi İle Piyasalarda Skandal Önlemi: Fon Skandalından Sonra Yeni Düzenleme Gündemde
Son dönemde yaşanan fon skandalının ardından, sermaye piyasalarındaki olumsuz durumları önlemek amacıyla önemli bir mekanizma üzerinde çalışmalar hız kazandı: Erken uyarı ve otomatik aksiyon sistemi. Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki değişiklik taslağı, yaklaşık 30 maddelik kapsamlı bir paket içeriyor. Bu düzenlemenin en kritik noktalarından biri, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) sorunlar büyümeden önlem alabilme yeteneği olacak.
Yeni sistemin nasıl işleyeceği de net bir şekilde belirtiliyor. Hisse fiyatlarındaki ve işlem hacmindeki ani artışların, şirketlerin finansal verileriyle açıklanamayacak düzeye ulaştığında, sığ hisse senetlerinde yoğunlaşma ve olağandışı işlemler tespit edildiğinde sistem otomatik olarak devreye girecek.
Burada ana hedef, suçlunun tespitinden ziyade olağandışı hareketlerin yakalanması. Fiyat, işlem hacmi ve zamanlama gibi unsurlar sürekli izlenecek. Alarm çaldığında, uzmanlar tarafından duruma müdahale edilerek, anormalliklerin nedenleri araştırılacak.
Fon skandalı sırasında gündeme gelen sorular, çok daha önce tartışma konusu olabilirdi. Bir fonun hızlı büyüme nedenleri, aynı hissede yoğunlaşan işlemler ve hisse fiyatlarının şirket bilançosuyla uyumsuzluğu gibi konular, alarm çaldığı noktada ele alınmalıydı.
11 Ağustos gecesi, New York Borsa’sından BusinessWeek’e ulaşan telefonla birlikte bu durum yeniden gündeme geldi. Çünkü alarm durumları, her zaman suç işlendiği anlamına gelmiyor. Olağandışı fiyat hareketleri, yalnızca manipülasyonla ilişkilendirilemez. Otomatik sistemin rolü, suçluyu belirlemek değil, insan denetimini uygun bir zamanda devreye sokmak olacak.
Taslak, bana 1988 yılında New York’ta gerçekleştirdiğim BusinessWeek stajını anımsatıyor. O dönemde çalıştığımız Rudy Ruderman, dergide yer alacak hisseleri önceden tespit edebiliyordu. İşlemlerin hacim ve fiyat artışları, derginin yayımlanmasından önce olmaya başlamış ve bu durum iç inceleme başlatılmasına yol açmıştı. NYSE’nin gözetimi devreye girdiğinde, Ruderman’ın bu hisselerde işlem yaptığı tespit edildi. Sonuç olarak, Ruderman dergiden ayrıldı ve hem hapis hem de para cezası ile sonuçlanan bir sürece girildi. Bu örnek, kesin bir suçlama olmadan önce bir alarm durumunun ne denli önemli olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin ihtiyacı olan, piyasa hareket ettikten sonra “Ne oldu?” diye sormak yerine, olağandışı bir durum ortaya çıktığında “Burada ne oluyor?” sorusunu sorabilmektir. Erken uyarı sistemi, suçluyu otomatik olarak bulmayacak. Ancak, doğru zamanda üretilen bir alarm, gelecekteki skandalların büyümesini engelleyebilir. Asıl mesele, alarmın çalması değil, alarm çaldığında harekete geçebilecek bir sistemin etkili bir şekilde kurulmasıdır.
