“Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar, kuşlar da kanatlarını açarak Allah’ı tesbih ederler. Her biri duasını ve tesbihini bilmiştir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.”
(Nûr, 24/41)
Kuşlar sabahın ilk ışığında neden öter bilir misin?
O ötüş, rızık çağrısı değildir sadece.
O bir zikir, bir hamd, bir sabahlık secdesidir.
Kanatlarını açarken, göğe yükselen bir duadır kuşun ötüşü…
Kur’an bize kuşların ve hayvanların da tesbih ettiğini bildiriyor.
Onlar da “Allah” der,
Ama bizim gibi dile ihtiyaç duymazlar.
Hâl diliyle zikrederler.
Ve onların zikri, bazen bizim sözlerimizden daha samimi, daha derindir…
Kuşlar, Zikir Ehlidir
Kur’ân’da Hazret-i Davud’un kıssasında geçer:
“Biz dağları ve kuşları onunla birlikte tesbih ettik.” (Sâd, 38/19)
Hz. Dâvud zikir ettiğinde, dağlar yankılanır, kuşlar sevinçle eşlik ederdi.
Çünkü zikir, sadece insanlar arasında değil, tüm varlıkla ortak bir dildir.
İşte tasavvufun sırrı da budur:
İnsanı doğayla, eşyayla, hayvanlarla aynı zikre dahil etmek.
Zikir sadece insanın diliyle değil, tüm yaratılmışların hâliyle yapılır.
Menkıbe: Kuşlarla Zikir
Nakledilir ki, Şeyh Şiblî Hazretleri, bir gün ormanda yürürken, dallarda toplanmış yüzlerce kuşun sessizce kendisine baktığını görür. Şaşırır, ellerini açar ve şöyle der:
“Ey Allah’ı zikreden kuşlar! Eğer siz de O’nu seviyorsanız, gelin birlikte zikredelim.”
Bu söz üzerine yüzlerce kuş, semaya kanat çırparak yükselir ve hep bir ağızdan zikre başlarlar. Şiblî Hazretleri vecde gelir, gözyaşlarıyla secdeye kapanır ve şöyle fısıldar:
“Ben sizin zikir sesinizi değil, O’nun bana sizin aracılığınızla verdiği aşkı duydum…”
Yunus’un Zikir Ehli Balığı
Tasavvufî tefekkürde, Hz. Yunus’un balığın karnındaki zikri de ayrı bir hikmettir.
Balık, peygamberi yutmuş, ama içinde zikir halkası kurulmuştur.
Balık susmuştur ama Yunus (a.s) susmamıştır:
“Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn.”
(Enbiyâ, 21/87)
Bu zikir öyle kuvvetliydi ki, denizin derinliklerinde yankılandı ve Allah Teâlâ o zikri işitti.
İbn Atâullah der ki:
“Karanlıkta zikredenin sesi, gökteki melekleri sarsar.”
Kedi, Köpek, Karınca ve Diğer Sessiz Zâkirler
Bir menkıbe de Şeyh Sadî Şîrâzî’den:
Bir gece çöl yolculuğunda, susuzluktan bitkin düşen bir köpek görür. Hayvan susuzlukla yere serilmiş, dili dışarda… Şeyh, testisindeki suyu yere döker, köpek kana kana içer. O an Şeyh’in içinden bir ses yükselir:
“Bu da Seni zikrediyor, ben de. Ama onun zikir hâli, benden daha halistir çünkü şikâyeti yoktur.”
Kalbin Duyduğu Tesbih
İşte bütün mesele burada:
Zikri kulakla mı, kalple mi işitiyorsun?
Dışarıdan bakınca bir kuş sadece öter,
Ama arif için kuş:
– Rızkına kanaatle şükreden bir kul,
– Hakk’a doğru kanat açan bir derviştir.
Zikri sadece ağızdan çıkan lafız sananlara bu âlem suskundur.
Ama zikirde olanlara, yaprak bile Allah demektedir.
Ey Gönül!
Hayvanlar O’nu zikrederken,
Sen neden susuyorsun?
Kuşların secdesi var, senin neden yok?
Onlar hâl diliyle O’na yönelirken,
Sen niçin dünyalık peşinde tükeniyorsun?
Zikir seni kuşlar gibi hafifletir.
Kalbini kuş misali göğe çeker.
Unutma, tesbih bir kuş gibidir,
Tutamazsan uçar gider…
Dua ile Bitirelim:
Yâ Rab!
Tesbihini susmadan söyleyen kuşlar gibi,
Kalbimizi kanatlandır.O’nu övgüyle zikreden balıklar gibi,
Derinlikte zikreden kullarından eyle.Kimi zaman suskun bir kedi,
Kimi zaman bir yorgun karınca gibi
Hal ile zikretmeyi öğret bize.Zikri sadece dilde değil,
Kalpte, gözde, harekette yaşat.Kuşların sabah ezanına eşlik ettiği gibi,
Bizim de her sabahımız “Allahu Ekber” ile başlasın.Kalbimizle tesbih eden,
Hâl ile secde eden,
Rızayla uçan kullarından eyle bizi.Âmin.



