
Mekke’nin sokaklarında bir ev vardı…
Bir zamanlar orada bir kadın yaşardı; Hatice binti Huveylid… Ve onun eşi, Allah’ın son peygamberi Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem). O ev, yalnızca dört duvar arasında kurulmuş bir yuvadan ibaret değildi. O evde vahiy geldi. O evde bir kadın, bir adamın peygamberliğine ilk iman etti. O evde Fatıma doğdu. O ev, İslam’ın beşiği oldu.
Ne hazindir ki bugün bu aziz mekân, geçmişin tozlu sayfalarına hapsedilmiş; ne bir tabela ne bir işaret… Sadece bilenlerin kalbinde yaşayan bir hatıra. Önceleri Osmanlılar döneminde büyük bir hürmetle mescide çevrilen bu ev, Mekke’de Kâbe’den sonra en çok ziyaret edilen yerlerden biriydi. Ancak bugün ne yazık ki ibadete kapalı. Üzerine kumlar serpilmiş, adeta unutturulmak istenmiş bir azizliğin mekânı…

1989: Hatıraların Altındaki Ev Ortaya Çıkıyor
1989 yılında, Suudi Arabistan’da istisnai bir kazı çalışması başlatıldı. Bu kazının arkasında dönemin nüfuzlu isimlerinden, Petrol Bakanı Zeki el-Yemani vardı. Kazı çalışmaları sırasında Hz. Hatice’nin evi olduğu düşünülen yapı gün yüzüne çıkarıldı. Kazı sonucunda evin mescid kısmı, Hz. Fatıma’nın doğduğu oda, mihrabı, misafir bölümü gibi alanlar ortaya çıkarıldı. Evin, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) küçük bir mescidi olarak da kullandığı, vahiylerin geldiği ilk yerlerden biri olduğu tespit edildi.
Çalışmalar tamamlandıktan sonra, kazıdan elde edilen bilgiler “The House of Khadijah bint Khuwaylid” adlı çok sınırlı sayıda basılmış bir eserde toplandı. Bu kitap, bugün konuyla ilgili en detaylı teknik kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor.
Ne yazık ki bu ev daha sonra tuzdan ve kirli materyallerden arındırılmış kumla tekrar gömüldü. Ve sessizliğe mahkûm edildi.

Tarihin Şahitliği: Peygamber ve Hatice’nin Evi
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Hatice validemizle 25 yıl boyunca yaşadığı bu evde İslamiyet’in temel taşları atıldı. Hira’dan döndüğünde, “Beni örtün, beni örtün” dediği yer burasıydı. Cebrail’in (a.s) getirdiği ilk vahyin sarsıcılığı burada yaşandı. Ve onu ilk teskin eden, kalbini ilk saran da Hatice oldu. Hatice, onun yoldaşıydı. Onunla birlikte hem dünya hem ahiret saadetini paylaşan, hem sırdaşı hem dava arkadaşıydı.
Bu evde ilk iman eden kadın vardı: Hatice…
Bu evde ikinci mümin olan çocuk büyüdü: Ali…
Bu evde doğan kız çocuğu, ileride Hasan ile Hüseyin’in annesi olacaktı: Fatıma…
Ve bu evdeki sadakat, bugün hâlâ dillerde bir dua, bir gözyaşı…
Tarih Boyunca Korumaya Çalışılan Bir Hatıra
Hz. Hatice’nin evine gösterilen hürmet yalnızca manevi değildi. Dört Halife dönemi sonrası Muaviye bin Ebu Süfyan, evi mescid olarak düzenlemiş, sonraki dönemlerde de çeşitli bakım ve onarımlardan geçirilerek korunmuştur. Osmanlılar döneminde Mimar Sinan’ın gözetiminde onarımlar yapılmış, Evliya Çelebi ve pek çok tarihçi bu evin manevi ve mimari değerinden bahsetmiştir. 19. yüzyıla kadar Mekke’de ziyaret edilen nadide mekânlardan biri olmuştur.
Ancak 20. yüzyılın başlarından itibaren bu izler silinmeye, bu hatıra unutturulmaya başlanmıştır. Bugün ne yazık ki:
- Bu alan ziyarete kapalıdır
- Üzerinde herhangi bir tabela, işaret veya bilgilendirici levha bulunmamaktadır
- Alan, güvenlik görevlilerinin kontrolü altındadır ve girmek çoğu zaman mümkün değildir
- Kazı sonrası çıkarılan yapı kalıntıları, özel bir koruma altında değil, üstü kumla örtülerek gömülmüştür
Bazı hacı ve umreciler, güvenlik görevlilerinin müsaade ettiği nadir anlarda bu alanın önünde şükür secdesi yapabilmekte ya da bir Fatiha okuyabilmektedir. Ancak çoğu zaman, bu mümkün olmaz. Zira alan bir tür “sessizliğe mahkûm edilmiştir.”Hz. Hatice’nin evi, İslam’ın ilk yıllarının, vahyin doğuşunun, en büyük fedakârlıkların yaşandığı yerdir. Buna rağmen bugün üstü örtülmüş, görünmez kılınmış, ziyarete kapatılmış bir durumda. Bu da pek çok Müslüman için kalbi bir sızıya dönüşmektedir.

Bir Dua ile Bitirelim
Bu ev, sadece bir yapı değil; vahyin doğduğu rahmet ocağıdır. Bugün orası sessiz olabilir, kapıları ibadete kapalı olabilir ama biz kalplerimizi o yuvaya açalım. Gönlümüzde bir mescid kuralım. Eğer bir gün Mekke’ye gidip bu evin yerini açık bulursanız, ne olur bir şükür secdesi edin, Hatice’nin sabrını, Hz Muhammed sav’in orada yaşadıklarını hatırlayın…
Allah’ım! Bizi o evin huzuruyla buluştur. O yuvada yaşanan teslimiyetin, sadakatin ve tevazuun izini bizlere de nasip eyle. Hz. Hatice’ye rahmet eyle. Onun izinden giden mü’min kadınlara istikamet ve izzet ver.



