Türkiye Yenilenebilir Enerji Alanında Üçüncü Çeyrek Raporunu Değerlendiriyor
FERZAN ÇAKIR
Son yıllarda güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların kapasitesi hızla artan Türkiye, bu gelişimin enerji sektöründeki karbon yoğunluğunu yeterince azaltamadığına dikkat çekiyor. Dünya Bankası Grubu Bağımsız Değerlendirme Grubu (IEG) tarafından yayımlanan Türkiye Ülke Programı Değerlendirmesi yaklaşım belgesine göre, yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemelere rağmen toplam sera gazı emisyonları artış göstermeye devam ediyor.
Belgede verilen bilgilere göre, 10 Ağustos 2026 tarihli çalışma, Dünya Bankası’nın Türkiye’ye 2015-2026 döneminde sağladığı desteği üç ana başlık altında inceliyor: özel sektör kaynaklı istihdam, finansal sektör yatırımları ve yenilenebilir enerji. Hâlâ nihai sonuçları içermeyen bu değerlendirme, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki mevcut durumu ve 2053 yılına kadar ulaşılması beklenen net sıfır emisyon hedefinin önündeki engelleri ele alıyor.
Türkiye Yenilenebilir Enerji Üretiminde Avrupa’nın Beşinci Sırası
Türkiye, 2011-2021 yılları arasında yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini yaklaşık üç kat artırmış durumda. Yenilenebilir enerji santralleri, 2024 sonu itibarıyla toplam kurulu gücün %57’sini oluşturacak. Söz konusu dönemde hidroelektriğin payı %28, güneşin payı %17 ve rüzgârın payı ise %11 civarına ulaştı. Rüzgâr, güneş, jeotermal ve biyoenerji gibi hidroelektrik dışındaki kaynaklardan elektrik üretimi, 2017 yılından itibaren iki katına çıkarak hidroelektrik üretimini geride bıraktı. Türkiye, yenilenebilir enerji üretiminde Avrupa’da beşinci, dünya genelinde ise 11’inci sırada yer alıyor. Ancak bu artış, enerji dönüşümünün tamamlandığı anlamına gelmiyor. Ekonomik büyüme ile emisyonlar arasındaki göreli ayrışma sağlansa da, mutlak ayrışma henüz gerçekleşmemiş durumda; emisyon yoğunluğunda iyileşme sağlansa da, toplam sera gazı emisyonları artmaya devam ediyor.
Enerji İhtiyacı ve Emisyon Artışı
Türkiye’nin artan enerji talebi, yenilenebilir enerji yatırımlarından daha hızlı bir şekilde artış gösteriyor. Güneş ve rüzgâr yatırımlarına rağmen kömürün elektrik üretimindeki payı düşmemekte. Yenilenebilir kaynakların karşılayamadığı talebin büyük bölümü kömürle karşılanmakta, bu da toplam sera gazı emisyonlarının yükselmesine neden oluyor. Türkiye’nin enerji sektörü, toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık %75’ini teşkil ederken, ülkenin petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük kısmı dışarıdan temin ediliyor. Fosil yakıtlara olan bağımlılık, Türkiye’yi enerji fiyatı dalgalanmalarına karşı daha hassas hale getiriyor.
Kömür Enerji Dönüşümünü Zorluyor
Kömür, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecindeki en büyük engellerden biri olmayı sürdürüyor; elektrik üretiminin yaklaşık %33’ü kömürden sağlanıyor. Güneş ve rüzgâr yatırımlarına rağmen, elektrik üretimindeki karbon yoğunluğu son 30 yılda azalmamıştır. İthal kömürle kapatılan talep ve enerji verimliliğinin sağlanamaması krizin büyümesine yol açıyor. Yerli kömür üretimi ve tüketimi teşvik edilirken, yenilenebilir enerji projelerine sağlanan destekler çelişkili bir durum yaratıyor. Türkiye’de karbon salımına uygulanan yük, OECD ortalamasının çok altında kalıyor; bu da yüksek emisyonlu enerji kaynaklarını caydırmakta yetersiz kalıyor.
SKDM ve İhracat Üzerindeki Etkisi
Enerji dönüşüm hızı, Türkiye’nin dış ticaretinin geleceğini de etkileyebilir. Avrupa Birliği, Türkiye’nin toplam mal ihracatının %40’tan fazlasına ev sahipliği yapıyor ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) mevcutta Türkiye’nin mal ihracatının %4’ünü etkiliyor. Eğer SKDM kapsamı genişlerse ve Türkiye, AB’ye eşdeğer bir yerel karbon fiyatlandırması sunamazsa daha fazla ihracat riske girebilir. Bu durum, Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin etkin uygulanmasının kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Dünya Bankası’nın Türkiye Programı
Tahminlere göre Dünya Bankası’nın kredi ve yatırım portföyü, 2015-2025 döneminde 243 projeyle 41,9 milyar dolara ulaştı. Ayrıca, 2024-2028 dönemi Türkiye programında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrikli ulaşım ve yeşil ihracatçılarının desteklenmesi gibi unsurlar ön plana çıkıyor. 2027 mali yılında sunulacak nihai değerlendirmede, Dünya Bankası Grubu’nun Türkiye’nin yenilenebilir enerji geçiş sürecine katkısı incelenecek. Bu sonuçların, Dünya Bankası’nın 2028 mali yılı için hazırlayacağı yeni Türkiye programına yön vermesi bekleniyor.
