Faiz Artışı Korkusu Tahvil Piyasasını Vuruyor: Yeni Dönem Başlayabilir mi?
Yatırımcıların bir süreliğine geride bıraktığı faiz artışı endişesi, tahvil piyasasında yeniden kendini gösterdi. Küresel devlet tahvillerinde getiriler, eş zamanlı olarak yükseliyor. Piyasa analistleri, yüksek petrol fiyatları ve artan enflasyon beklentileri üzerine merkez bankalarının daha agresif bir politika izleme ihtimalinin arttığını belirtiyor. Özellikle ABD-İran gerginliğinin tırmanmasıyla Brent petrol fiyatlarının 90 doların üstüne çıkması, bu endişeleri tetikleyen en önemli faktör oldu ve Brent son olarak yaklaşık yüzde 2 artışla 92 dolara yöneldi.
Küresel Tahvil Piyasasında Satış Dalgası
Artan enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği kaygısı, yatırımcıları tahvil satışına yönlendirdi. Bu durum, küresel ölçekte dikkat çekici sonuçlar doğurdu. ABD’nin 10 yıl vadeli Hazine tahvil getirisi, yüzde 4,79’a çıkarak Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Almanya’da 10 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 3,339’a yükselirken, İngiltere’de bu oran yüzde 5,234’e çıktı ve böylece 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Japonya’daki 10 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 3’ü aşarak 30 yılın zirve seviyelerine tırmandı.
Commerzbank faiz ve kredi araştırmaları başkanı Christoph Rieger, tahvil piyasasındaki satış dalgasının derinleştiğini vurguladı.
Fed’den Faiz Artışı Beklentisi Yüzde 67,5
Tahvil piyasasındaki bu hareketliliğin arkasında yalnızca petrol fiyatları yok. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole’daki enflasyon vurgusu, yatırımcıların faiz artışı beklentilerini değiştirdi. Warsh’ın konuşmasının ardından, yatırımcılar Fed’in Eylül ayında 25 baz puan faiz artışı yapma ihtimalini yüzde 67,5 olarak değerlendirmeye başladı. Bu olasılık, konuşma öncesinde yaklaşık üçte bir seviyesindeydi. Yüksek petrol fiyatlarının artan enflasyon riskine yol açtığı düşünülüyor ve piyasa, bu durumun uzun süre yüksek faiz ve yüksek tahvil getirileriyle sonuçlanabileceğini öngörüyor. KBC Bank analistleri de küresel tahvil getirilerindeki artışın, yüksek enerji fiyatları, sıkı para politikası beklentileri ve artan mali riskler tarafından yönlendirildiğini belirtiyor.
Tahvil getirilerinin yükselmesi, Washington için büyük bir sorun oluşturuyor. ABD Hazinesi, uzun vadeli tahvillerdeki borçlanma maliyetlerini düşürmek adına geri alımları artırma planlarını açıkladı; ancak 30 yıllık tahvil getirisinin 19 yılın zirvesine ulaşması, bu stratejiyi zorlaştırıyor. Tahvil fiyatlarının düşmesiyle beraber getirilerin artması, ABD gibi yüksek borç stoku olan ekonomiler için yalnızca piyasa değil, bütçe dengeleri açısından da kritik bir durum yaratıyor.
Eylül Verileri Önemini Koruyor
Şimdi gözler, ABD’den gelecek istihdam ve enflasyon verilerine çevrildi. Güçlü istihdam ve yüksek enflasyon, Fed’in faiz artırma olasılığını daha da artırabilir. Ancak aksi durumda, son tahvil satışlarının aşırı fiyatlama olduğu görüşü güçlenebilir. Mevcut piyasa hareketliliği, yalnızca Fed’in kararlarını değil, aynı zamanda küresel faiz rejiminin yeniden şekillenme ihtimalini de yansıttığı düşünülüyor.
Faizde Yeni Dalganın Tetikleyicileri
-
Petrol Şoku: Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler, enerji akışlarına yönelik kaygıları artırmakta ve Brent petrol fiyatlarını 90 doların üzerine taşımaktadır. Bu durum, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde daha temkinli davranmalarına yol açabilir.
-
Merkez Bankalarının Politika Değişiklikleri: Fed’in yanı sıra Japonya ve Euro Bölgesi merkez bankalarının da faiz artırabileceği beklentileri güçleniyor. Bu durum, küresel faiz indirim döneminin yerini daha sıkı bir para politikası görünümüne bırakma ihtimalini artırıyor.
-
Enflasyon ve Borç: Yükselen enerji fiyatları ve yüksek kamu borcu, tahvil piyasasına baskı yapmaya devam ediyor. Tahvil getirilerinin yükselmesi, devletlerin borçlanma maliyetlerini artırıyor ve bu satış dalgası, merkez bankalarının kararlarının ötesinde daha geniş bir küresel finansman hikayesine dönüşebilir.
