Tahta Kılıçlı Derviş: Abdal Murad
Tarihin tozlu sayfalarında ismi pek anılmasa da, Bursa’nın taşına toprağına sinmiş bir derviş var: Abdal Murad… Ne doğum tarihi kesin, ne hangi tarikata mensup olduğu belli. Ama ardında bıraktığı izler, onu sadece bir derviş değil, bir gazâ eri, bir fetih gönüllüsü olarak gösteriyor bize.
Buhara’dan Anadolu’ya uzanan yolculuğuyla, Horasan erenlerinin izinden yürüdüğü rivayet edilir. Orhan Gazi devrinde yaşamış, Bursa’nın fethine iştirak etmiş bir alp-derviş… Tıpkı Geyikli Baba gibi, Kumral Abdal gibi… Kılıcı da var, zikri de. Öyle ki, Evliya Çelebi bile onun mezarını ziyaret ettiğinde üç metre uzunluğunda bir tahta kılıçla karşılaşmış. Bu sembol, onun hem zahirde savaşçı, hem bâtında derviş olduğunu haykırıyor adeta.
Onu anlatanlar çok değil. Şakayık Tercümesi’nde adı geçer, Hoca Sâdeddin birkaç satır eder. Gelibolulu Âli ise biraz daha cömert davranır: “Çok sayıda gazaya katıldı,” der. Bu da bize gösteriyor ki, Abdal Murad bir zaviye köşesinde oturup tas tas su dağıtan bir derviş değil sadece. O, atına binip sancağın ardına düşen, belki de ordunun manevî öncüsü olanlardan biri.
Orhan Gazi’nin kendisine Bursa’da bir tekke yaptırması, sadece maddî bir ödül değil. Aynı zamanda Osmanlı’nın ilk yıllarında tasavvuf ehline duyduğu saygının da bir nişanesi. Zaviyesine bağışlanan vakıflar, onun ve yolunun devlet nezdindeki kıymetini gösteriyor.
Peki, hangi tarikattandı Abdal Murad? Açık bir bağlantı yok. Ne Vefâîlik, ne Kalenderîlik, ne de Edebâlî çevresiyle doğrudan bir ilişki kurulabiliyor. Ancak Bursa’daki faaliyetleri, onu o dönemin aktif tasavvuf çevreleriyle temasa geçirmiş olmalı. Belki de Abdâlân-ı Rûm’un göçebe ve savaşçı ruhunu taşıyordu. Belki elindeki tahta kılıçla sadece düşmana değil, nefse de kılıç çekiyordu.
Bugün Bursa’da onun ismini duyan pek azdır. Ama taşların sessizliği, onun izini hala taşır. Osmanlı’nın ruhunu mayalayan dervişlerden biri olarak, tarih kitaplarında küçük bir paragrafa sığdırılsa da, gönüllerde derin izler bırakmıştır. Çünkü bu topraklar, tahta kılıç taşıyan dervişlerin dualarıyla vatan oldu.
