Sultan II. Abdülhamid Han, Osmanlı İmparatorluğu’nun son büyük padişahlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Ancak, onun yönetimi sırasında ve sonrasında ona atfedilen “Kızıl Sultan” lakabı, tarihsel bir tartışmanın merkezinde yer almıştır. Bu lakabın kökeni, Abdülhamid Han’ın politikalarını karalamak isteyen çevreler tarafından yaratılmış olup, özellikle Batı basınında ve Osmanlı İmparatorluğu’na muhalif gruplar arasında yaygınlaştırılmıştır.
Lakabın Kökeni ve Kullanım Amacı
“Kızıl Sultan” ifadesi, ilk olarak 1890’larda Ermeni isyanları ve bu isyanların Osmanlı Devleti tarafından bastırılması sürecinde ortaya çıkmıştır. Ermeni isyanları, Batılı devletler tarafından desteklenen ve Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden bir hareket olarak görülmüştür. Bu süreçte, Fransızlar “Le sultan ruj” diyerek “Kızıl Sultan” adını taktılar. Ermeniler de bunu gazetelerinde neşredip yayarak Abdülhamid Han’ı zulmeden bir diktatör olarak gösterme gayretine girmiştir. Bu propagandanın amacı, Osmanlı Devleti’ni uluslararası alanda zor duruma düşürmek ve Sultan’ı baskıcı, acımasız bir lider olarak resmetmekti.
Abdülhamid Han, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını engellemek ve içteki isyanları bastırmak amacıyla sert tedbirler almış, bu da onu Batılı güçlerin gözünde hedef haline getirmiştir. “Kızıl Sultan” lakabı, bu bağlamda bir iftira kampanyasının parçası olarak ortaya atılmıştır. Batılı gazeteciler, Osmanlı’nın iç meselelerine müdahale etmek ve halkın gözünde Abdülhamid Han’ı itibarsızlaştırmak için bu ifadeyi bilinçli bir şekilde yaymışlardır.
Kızıl Sultan lakabının verilmesindeki başlıca sebepleri;
Ermeni isyanlarının bastırılması sırasında yaşanan olaylar, Sultan Abdülhamid Han’ın “Halifelik” sıfatını en çok kullanan padişah olması, Bağdat ve Hicaz demiryolları inşa etmesi, Güçlü bir hafiye teşkilatı kurması, atılan modernleşme adımları, Ayrıca Jön Türkler olarak bilinen ve Sultan Abdülhamid’in mutlakiyetçi yönetimine karşı çıkan grup, bu lakabı Sultan’a karşı yürüttükleri propaganda kampanyasında sıkça kullanmışlardır. Jön Türkler, Abdülhamid Han’ı despot bir yönetici olarak göstermeye çalışmış ve bu lakabı onun baskıcı politikalarını eleştirmek için kullanmışlardır.
Sultan Abdülhamid Han’a atfedilen “Kızıl Sultan” lakabı, büyük ölçüde bir iftira kampanyasının ürünü olarak tarihe geçmiştir. Sultan Abdülhamid, Osmanlı Devleti’nin en zor dönemlerinden birinde ülkeyi ayakta tutmaya çalışan, reformlar yapan ve devletin bekasını korumak için çaba gösteren bir liderdi. Onun döneminde alınan sert tedbirler, dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda, Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürebilmesi için kaçınılmazdı.
Sonuç olarak, Sultan Abdülhamid Han’a “Kızıl Sultan” denilmesinin arkasında yatan nedenler, siyasi ve ideolojik mücadeleler, Batı’nın Osmanlı üzerindeki hesapları ve içerideki muhalefetin güç mücadelesidir. Bu iftira, tarihin doğru ve adil bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu günde halen ecdadına sövmeyi mârifet zanneden birtakım nesepsizler tarafından “Kızıl Sultan” diyerek Sultan Abdülhamid han hz küçültmeye gayretlerine halen şahit olmaktayız. Bir insanın azıcık feraseti varsa kimin ağzını kullanıp, kimin emellerine alet olduğunu düşünüp ürpermelidir. Evet, herkes dünyaya kendi gözü ile bakar şaşı bakanlara göre o kızıl sultandır. Ama bize göre o Ulu Hakan ve Cennetmekân’dır…!
