USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02
EURO/USD1,16
%-0.08
BIST14.112,89
%-0.27
Petrol98,73
%1.78
GR. ALTIN6.860,79
%0.01
BTC4.147.323,00
%-1.07

Şeyh Sa’deddin Efendi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şeyh Sa’deddin Efendi

Tarihler 1 Recep 1338’i, miladî karşılığıyla 21 Mart 1920’yi gösterdiğinde, Bursa’da bir gönül eri daha bu âlemden göç eder. Ardı sıra feryatlar yükselmez belki ama gökyüzü hüzünle eğilir Uludağ’ın yamaçlarına. Zira bu şehir, Sa’dîyye Tarikatı’nın temsilcilerinden bir Şeyh Sa’deddin Efendi’yi kaybetmiştir.


Köstendilli Bir Dervişin Bursa’ya Göçü

Mezar taşında şöyle yazar:

“Köstendil eşraf ve hanedânından
Üsküp’ten hicret eden Şeyh Sa’deddin Efendi”

Kökleri Balkanlara, yani Köstendil‘e uzanır. Osmanlı’nın Rumeli’ye taşıdığı tasavvuf meşalesini, Anadolu’da sürdürmekle görevli bir yol eri… Üsküp’ten göçerek Bursa’ya gelir, bu şehirde inzivaya çekilir. Fakat bu inziva suskunluk değil, irşattır. Sessizlik değil, sükûnettir. Onun hayatı, Sa’dî meşrebinin vakarını ve tevazuunu yansıtır.


Sa’dî Meşrebinin Tezâhürü: Zahitten Rinde

Sa’dîyye tarikatı, Ahmed-i Sa’dî-i Konevî Hazretleri’nin kurduğu, hem zahirî ilimle hem bâtınî seyr ile yol alan bir tasavvuf silsilesidir. Bu meşrepte olanlar; halk içinde Hak ile, vakur ama mahviyetle yaşarlar. Şeyh Sa’deddin Efendi de böyle bir iz bırakır arkasında.

Mezar taşındaki şu dizeler, onun bu dünyaya veda ederken bile nasıl bir tevekkül içinde olduğunu gösterir:

“Ya İlâhî gelmişim dîvânına rahmet et bana
Meskînim idi lutfuna cennet yâr et bana”

Bu yakarış, onun ölümü bir son değil, vuslat bildiğinin en saf ifadesidir. Ve ardından gelen beyitte ömrünün zühd ve rıza içinde geçtiği vurgulanır:

“Râzıyım al-hükmü lillâh bu ise emr-i Hudâ”

Yani: “Allah’ın hükmüne razıyım, çünkü bu O’nun emridir.”


Taşa Kazınan Tevekkül

Şeyh Sa’deddin Efendi’nin mezar taşı, sanki bir derviş meclisinde ettiği son nasihat gibidir. Hayatın geçiciliği karşısında bir teslimiyet, ölümün ardındaki umuda dair bir îman parıldar her satırda. Üzerine sarık şekli oyulmuş bu taş, onun hem tarikat şeyhi olduğunu hem de ehl-i ilimden sayıldığını gösterir.

Ayak taşında yazı yoktur. Belki de bu bilinçli bir tercih, bir tür mahviyet nişanesidir. Çünkü gerçek şeyhler, çok konuşmaz; varlıklarını iddia ile değil, hizmetle gösterirler. Ayak ucunda suskun bir taş ve baş ucunda dua ile süslenmiş bir manzume… İşte bu bir rindin en güzel vedasıdır.


Gölgesi Uzanmış Zamanın Ötesine

Bugün Pınarbaşı Kabristanı’nda bir taş durur. Belki ziyaretçisi azdır. Fakat o taş, hâlâ Bursa semalarında bir hakikat fısıldar:

“Dervişlik; kürsüde konuşmak değil, kabirde susmaktır.
Ve her susuş bir tebliğdir, yeter ki kalp duymayı bilsin.”

Şeyh Sa’deddin Efendi, arkasında gürültülü bir miras bırakmadı. Ama gönül ehli olanlar, onun suskun taşında bile sükûtun hikmetini sezerler.

Ruhu şâd olsun.
El-Fâtiha…

Şeyh Sa’deddin Efendi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sondaki Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sondaki Haber ile Sohbet Et

Sondaki Haber ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.