Başka bir rivayete göre, Hz. Peygamber, “Şâbanın ortasında geceleri ibadet ediniz ve gündüzleri oruç tutunuz. O gece, Allah güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana dek, ‘Benden af dileyen yok mu, onu affedeyim? Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim? Musibete uğrayan yok mu, ona afiyet vereyim? Şöyle isteyen var mı, böyle isteyen var mı?’ der” buyurmuştur (İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 191). Ancak, bu hadislere eserlerinde yer veren Tirmizî ve İbn Mâce, their senet açısından zayıf olduğuna dikkat çekmektedirler.
Bazı âlimler, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine dönmesinin hicretin ikinci yılında, Berat gecesinde gerçekleştiğini kabul etmektedir. Bu durum, geceye özel bir önem kazandırmaktadır.
Rivayetlerle birlikte, Hz. Peygamber’in şâban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine verdiği önemi dikkate alan bazı âlimler, bu geceyi namaz, Kur’an okuma ve dua ile geçirmenin sevaba vesile olacağını ifade etmektedirler. Ancak bu geceye özgü olarak belirli ibadet ve kutlama biçimlerinin dinde yeri olmadığı görüşündedirler.
