Bazı insanlar vardır ki; resmî bir unvanı, yüksek makamı, zenginliği yoktur ama gönüllerde taht kurarlar. Manisa’nın manevî tarihine damga vuran Hacı Hüseyin Efendi, nam-ı diğer Şekerci Dede, işte böyle bir gönül sultanıydı.
1914 yılında dünyaya gelen, 1997 yılında Hakk’a yürüyen Şekerci Dede, 52 yıl boyunca Manisa’da küçücük bir kitapçı dükkânından adeta bir vakıf gibi hizmet verdi. Ne bir dernek tabelası asılıydı kapısında, ne de bir yardım kuruluşu kaydı vardı adına… Ama o dükkândan hiç eksik olmayan çorba, ekmek ve şekerle binlerce insanın gönlü doydu, karnı doydu.
Sofrası Herkese Açık, Kalbi Herkese Yarıktı
Her sabah dükkânında kaynayan çorba kazanı, sadece fakir-fukaranın değil; zenginlerin, meczupların, sokak hayvanlarının bile nasiplendiği bir bereket merkezine dönüşmüştü. Kimi gelir bir dilim ekmek alırdı, kimi avuç avuç şeker… Kimse geri çevrilmezdi. Dükkânın gelirinin ayda 4-5 misli gideri olmasına rağmen her şey yerli yerinde ilerler, ihtiyaç sahipleri boş çevrilmezdi. Borçla alınan ekmeklerin bedeli, ertesi gün farklı şehirlerden gelen ziyaretçilerin sadakalarıyla fazlasıyla kapanırdı. Bu yardım hareketi bir zincir gibi sürer giderdi. Görünüşte bir kitapçıydı belki ama, hakikatte bir dergâh gibiydi o mekân.
Hasetle Mücadelede Hikmet Dolu Bir Tavır
Bir gün ziyaretçilerden biri: “ Dede benim bir komşum var. Komşuma iyilikten başka hiçbir kusurum yok. Her türlü sıkıntısında ilk yardımına koşan ben ve eşim, Burada riya olmasın diye yaptığımız iyiliklerden söz etmek istemiyorum. Üzüntülerini paylaşıyoruz, sevinçlerine hep beraber seviniyoruz Ama gel gör ki bu komşumuz bizim aldığımızı, giydiğimizi ve bindiğimizi hazmedemiyor hep gıybetimizi yapıyor. . Mesela en basitinden onların çocuğu üniversiteyi kazandı ilk tebrik eden biz olduğumuz halde ertesi sene bizim çocuğumuz da üniversiteyi kazandı. Kapı komşumuz olduğu halde bir ‘hayırlı olsun demediler’ Ben bunlara ne yapayım?” dediğinde, Şekerci Dede: “ Senin hiçbir şey yapmana gerek yok. Hasetlik bir ateştir. Haset edeni yakar. Zaten o kendi kendini yakıp tutuşturuyor. “ dedi ve ekledi. “ İnsanlar iyilik yapılmaya layıktır. Sen de yaptığın iyiliği yapmaya devam et! “ İşte bu sözler, onun hayata nasıl baktığını, insanlara nasıl kucak açtığını ve hakikati nasıl kavradığını göstermeye yeter.
Nur Yüzlü Bir Salih Kul
Şekerci Dede’yi tanıyanların ortak bir gözlemi vardı: Yaşı doksanları aşmış olmasına rağmen yüzünde ne bir çizgi ne de bir kırışıklık… Sanki genç bir delikanlının tazeliğini taşıyordu simasında. Onu gören, hemen Rabbini hatırlardı. Sevgili Peygamberimizin “Sizin en hayırlınız, görüldüğünde Allah’ı hatırlatanınızdır” hadisini hatırlatan bir çehresi vardı.
Manisa’dan Cennete Açılan Bir Kapı
Vefat ettiği gün, Manisa tarihinin en kalabalık cenaze törenlerinden biriyle uğurlandı. Hatuniye Camii’nden Valilik önüne kadar taşan cemaat, onun gönüllerde ne denli yer ettiğinin canlı bir göstergesiydi. Şimdi Çatal Mezarlığı’nda medfundur. Sevenleri onun ismini yaşatmak için Güzelyurt Mahallesi’nde bir cami yaptırdılar: Şekerci Dede Camii.
Ey bu satırları okuyan dost! Şekerci Dede için bir Fatiha okur musun? Ruhları şâd olsun…
Amin…



