Harput’un taşına toprağına sinmiş nice hikmetlerden biridir Zahiri Baba’nın hikâyesi. Sara Hatun Camii’nin doğusunda, ağaçlar arasına gizlenmiş, bir zamanlar sadece çeşme sularının aktığı, şimdi ise gönüllerin aktığı mütevazı bir türbeden söz ediyorum. Elazığlıların “Zahiri Baba” diye bildiği bu manevi durak, hem tarihî hem de menkıbevî yönleriyle dikkat çeker.
Bugün Elazığ Belediyesi mülkiyetindeki bu türbenin kitâbesi yoktur. Ancak kapısının hemen üzerinde “Zahiri Baba Türbesi” yazısı ile birlikte mimarı Fırıncı İbrahim Aslan’ın ismi yer alır. Yapının mimarî özellikleri ve kaynaklar, türbenin Artuklu dönemine işaret ettiğini söyler. Hatta bulunduğu bölge, 16. yüzyılda Zahiriye Mahallesi olarak anılmakta; bu mahallede 69 hane ve 6 bekârın yaşadığı kaydedilmektedir.
Zahiri Baba Kimdi?
İşte bu noktada sis perdesi başlar. Zahiri Baba’nın kim olduğuna dair kesin bilgiler elimizde yoktur. 1523 tarihli İcmal Defteri’nde “Evkaf-ı Medrese-i Melik Zahiriye” şeklinde geçen kayıt, onun bir medrese kurucusu, müderris yahut şeyh olabileceğine işaret eder. Artuklular’ın Mardin kolunda hüküm süren Melik ez-Zâhir İsa’ya dair bağlantılar kurulmak istenmişse de Harput ile ilişkisi belirsizdir. Belki de bu belirsizlik, halkın kalbine daha güçlü bir yer etmesinin sırrıdır.
Bir Rüyanın Peşinden
Ama esas hikâye buradan sonra başlar.
Yıllar evvel, Harput’ta yaşayan Fırıncı İbrahim adlı bir adam, üç gece üst üste aynı rüyayı görür. Rüyasında, kendisine “Beni bu sudan kurtarın!” diyen bir zat vardır: Mehmet Zahiri Efendi. Rüyaların tesirinden kurtulamayan İbrahim, sabah olduğunda eline kazmayı küreği alır, dozeri çağırır ve o pis su akan yerde türbe kazmaya başlar. Kazı esnasında yalnızca Zahiri Baba’nın değil, yanında Seyyit Ahmet Efendi’nin de kabri ortaya çıkar. Böylece, Harput’un bağrına iki veli misafir olur.
Bugün bu türbe, sadece geçmişin bir hatırası değil; yaşayan, nefes alan bir inanç mekânıdır. Türbenin içinde iki yeşil örtülü sanduka, etrafında seccadeler, duvarlarında adaklar durur. Kur’an-ı Kerim’ler, yazılı levhalar, yeşil örtüler… Her biri bir şükran nişanesi.
Geceleri Yanan Işıklar
Harput halkı arasında anlatılan bir diğer rivayet de şudur: Bazı geceler türbenin içinden ışıklar yayılırmış. Bu nur, inananların yüreğine umut; şifa arayanlara derman olmuş. Hastalıklarına çare, gönüllerine sükûn bulmak isteyen nice kişi türbenin kapısını çalmış. Kimi bir dua bırakmış taşına, kimi bir dilek. Kimi de şifasını alıp bir Kur’an-ı Kerim ile teşekkür etmiş.
Gönül Coğrafyamızda Bir Nokta
Zahiri Baba Türbesi, sadece bir mezar, bir yapı değil; inancın, sadakatin ve halk hafızasının ta kendisidir. Belki kimliği meçhuldür, belki hangi devirde yaşadığına dair net bir bilgi yoktur ama gönüllerde taht kurmuş bir zattır. Harput’un geçmişinden bugüne akan manevi damarlarından biridir.
Bu taş türbe, bize şunu fısıldar:
“İnsan unutulsa da, gönüle dokunanlar unutulmaz.”
