USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02
EURO/USD1,16
%-0.08
BIST14.112,89
%-0.27
Petrol98,73
%1.78
GR. ALTIN6.860,79
%0.01
BTC3.810.132,00
%0.74

Döviz açığı, maaşları baskılayarak azaltılabilir mi?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de Dış Ticaret Açığı ve Birim İşgücü Maliyetleri: Yeni Bir Yaklaşım Gerekiyor

Türkiye’nin dış ticaret açığını azaltma çabaları, birim işgücü maliyetlerini düşürmekle sınırlandırılamaz. Ülkenin güçlü iç talebi, kredi mekanizması ve ithalat yapısı, çözümleme için daha önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Ücretleri baskılamak yerine, ithalat maliyetlerine odaklanmak gerektiği vurgulanıyor.

Haziran 2023 itibarıyla ciddi bir hal alan dış ticaret açığı, swap ve carry trade yöntemleriyle geçici olarak çözülse de, bu durum kalıcı bir çözüm sunmuyor. Almanya’nın, yüzde 8’i aşan cari fazlasına rağmen, AB’de belirlenen üç yıllık ortalamada yüzde 6’lık sınırlamaya riayet etmediği göz önüne alındığında, Türkiye’nin farklı bir yolu benimsemesi gerektiği anlaşılıyor. Almanya’nın tarihsel olarak düşük birim işgücü maliyetlerinin iç talep ve ihracatın rekabet gücünü artırdığı belirtiliyor; fakat son yıllarda artan ücretlere rağmen, Almanya’nın cari fazla verme kapasitesi devam etti.

Türkiye’nin işgücü maliyetleri, uzun süredir işgücü verimliliğindeki artışın üzerinde yükselerek zaman zaman verimlilikten uzaklaşmakta. Bu durum işgücü yapısındaki değişim ve eğitimle de ilişkilidir. Ekonomik kriz dönemlerinde ise genellikle daha verimli çalışanlar iş yerlerinde kalmayı başarıyor.

Eğer Türkiye, birim işgücü maliyetlerini düşürse bile, ihracatın fiyat elastikiyeti nedeniyle dış ticaret açığını önemli ölçüde azaltması beklenmiyor. Almanya’nın, ücret artışlarının ithalat talebini artıracağını ve maliyetlerin yükselmesi dolayısıyla ihracat hacminin daralacağını düşünmesi, Türkiye için geçerli değil. Üstelik, yükselen ücretlerin Almanya’nın dış ticaret fazlasını önemli ölçüde etkilemediği gözlemleniyor.

Türkiye’nin durumu ise daha karmaşık. İç talebi artıran en önemli kalemlerin başında düşük ücretler değil, yüksek işsizlik ve eriyen reel ücretler geliyor. Ailelerin artan borçlanma talepleri, iç talebi tetikleyen unsurlar arasında; bu da kredi mekanizmasının ve zaman zaman kamu harcamalarının etkisiyle gerçekleşiyor. Ayrıca, enformel ekonomi ve turizmin de dış ticaret açığına olan yansıması göz ardı edilmemeli.

Bir imkan olarak, dış ticaret açığını azaltmak adına öncelikle ithalatın maliyetine ve bileşimine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım gibi görünüyor. İhracatı artırmak ve ithalatı azaltmanın ise daha kapsamlı bir strateji ile ele alınması gerekiyor. Özellikle KOBİ’lerin en son çare olarak başvurulan ihracat kalemi, sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor. 2023 seçimlerine yaklaşırken, birim işgücü maliyetlerini düşürmek yerine, kayıpların telafi edilmesine yönelik bir siyasi döngü bekleniyor.

Sonuç olarak, dış ticarette rekabet etme iddiasıyla birim maliyetlerin yüksek olduğu söylenemez. Reel ücretlerdeki erime ve iç talepteki baskı, ekonomideki mevcut durumu daha da derinleştirmiş durumda. Türkiye’nin bu faktörleri göz önünde bulundurarak yeni bir ekonomik yaklaşım geliştirmesi gerekmektedir.

Döviz açığı, maaşları baskılayarak azaltılabilir mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sondaki Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sondaki Haber ile Sohbet Et

Sondaki Haber ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.