Yapay Zeka Eğitimde Etik Kriz Yarattı: Bir Profesörün Deneyimi
St. Peter’s Üniversitesi’nin İngilizce Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Stephen Cicirelli, 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, bir öğrencisinin yapay zeka ile hazırlanmış bir ödev sunduğunu ve ardından aynı yöntemi kullanarak yazılmış bir özür e-postası gönderdiğini duyurdu.
Cicirelli, "Artık bu işin ötesine geçtik" ifadesiyle, eğitimde yapay zekanın geldiği durumu çarpıcı bir biçimde özetledi. Viral hale gelen bu paylaşım, eğitim sistemindeki etik, özgünlük ve dijital araçların sınırları üzerine yeniden bir tartışma başlattı.
Paylaşımında, öğrenciyi yapay zeka destekli bir araştırma ödevi nedeniyle dersten bıraktığını belirten Cicirelli, "Artık aynanın öteki tarafındayız" dedi. Yaklaşık 15 milyon etkileşim alan gönderide, kendisine destek mesajları ile birlikte, eğitim sisteminin durumuna yönelik eleştiriler de geldi.
Öğrencilerin yapay zekayı yalnızca bilgi kaynağı olarak değil, "kişisel temsilci" olarak kullanmaları, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki güven ilişkisini tehdit ediyor. Cicirelli, asıl üzüntüsünün öğrencinin özür mektubunu yapay zeka ile yazmış olması olduğunu vurguladı: "Bu durum beni gerçekten çok rahatsız etti. Doğrudan yüzüme gelip özür dilemeyi tercih etmemiş olması, öğretmenlik yaptığım alan itibarıyla son derece kaygı verici."
Cicirelli, yapay zekanın doğru kullanımının öğretilmesinin kopya çekmekle eş değer olacağını ifade etti. ABD’de yürütülen bir raporda, 6. ve 12. sınıflarda görevli 460 devlet okulu öğretmeninin yalnızca yüzde 25’inin öğrencilerin ödevlerinin yapay zeka ile mi yoksa kendileri tarafından mı hazırlandığını ayırt edebildiğini gösterdi. Raporda, öğretmenlerin yüzde 52’sinin öğrencilerinin çalışmalarının sahihliği konusunda daha fazla şüphe duyduğu bildirildi. Cicirelli, bu durumun kendisini daha şüpheci bir hale getirdiğini kaydetti.
Eğitimde yapay zekanın rolünün giderek daha tartışmalı hale geldiği bu dönemde, Cicirelli’nin deneyimi, akademik etik ve eğitim sisteminin geleceği üzerine düşünmemiz için bir çağrı niteliği taşıyor.
