Eğitim ve Ekonomi Arasındaki Bağ: İngiltere ve Almanya Örnekleri
Eğitim sistemleri genellikle okullar, öğretmenler, müfredatlar ve sınav sistemleri üzerinden tartışılsa da, eğitimin gerçek etkisini değerlendirebilmek için mezunların iş hayatındaki durumuna da bakmak büyük önem taşıyor. Financial Times yazarlarından John Burn-Murdoch’un kaleme aldığı bir makale, bu duruma dikkat çekiyor. İngiltere’de üniversite mezunlarının gelirlerinde son yıllarda bir azalma gözlemlenirken, bu durumun sebebi olarak sıkça üniversitelerin aşırı büyümesi ve mezun sayısının artışı gösteriliyor. Ancak benzer şekilde üniversiteleşen diğer ülkelerde benzer bir düşüş gözlemlenmemesi, durumu daha karmaşık hale getiriyor.
Burada asıl sorunun ekonomide yattığı düşünülüyor. Ekonomik verimliliğin azalması, yüksek ücretli yönetici ve profesyonel işlerin yetersiz oluşu, üniversite diplomasının ekonomik karşılığını düşürüyor. Diploma hâlâ değerli ancak bu diplomanın karşılığında sunulan işler giderek azalıyor.
Almanya’nın Başarılı Eğitim Modeli
Mesleki eğitimde de dikkat çeken bir başarı örneği olan Almanya, öğrencilere “Ausbildung” adı verilen, teorik eğitim ile pratik deneyimi birleştiren bir eğitim sunmakta. Genellikle 2 ila 3,5 yıl süren bu mesleki eğitim süreci, üniversiteye gitmeyen gençlere iyi meslek ve yüksek gelir fırsatları sunmasıyla biliniyor. Ancak Almanya’nın başarısının yalnızca eğitim sistemine bağlı olmadığı da gerçektir. Ülkenin yüksek katma değerli ve güçlü bir imalat sanayisine sahip olması, Alman işçilerinin İngiltere’ye göre yüzde 50 daha fazla kazanç sağlamasının ardındaki en önemli nedenlerden biri.
ABD-İngiltere karşılaştırması da dikkat çekici. İngiltere’deki okul başarıları artarken, ABD’de düşük başarı grubundaki öğrencilerin sonuçları gerileme göstermekte. Buna rağmen, ABD’deki işçi ücretleri İngiltere’ye kıyasla oldukça yüksek. Örneğin, ABD’deki fabrika işçileri, İngiltere’dekilere göre yüzde 60 daha fazla kazanmakta; tesisatçılar ve elektrikçiler ise yüzde 90 daha yüksek gelir elde etmektedir.
Bu durum, eğitimin ekonomik sonuçlarını belirlemede yalnızca eğitim sisteminin yeterli olmadığını göstermektedir.
Türkiye İçin Çıkarımlar
Türkiye açısından bu durum kritik bir mesaj taşıyor. Eğitim sisteminin iyileştirilmesi elbette önemli ancak gençlere iyi bir eğitim sunup, onlara düşük verimlilik, düşük ücret ve sınırlı kariyer imkânları sunan bir ekonomik yapıyla birleştiğinde, eğitim reformlarının etkisi sınırlı kalacaktır. Akademik başarı veya üniversite sayısını artırmak ve müfredat değişiklikleri yapmak, sorunu çözmek için yeterli değildir. Öncelikle, bu bireylerin çalışacağı ve daha yüksek gelir elde edebileceği iş fırsatlarının yaratılacağı bir ekonominin inşa edilmesi gerekmektedir. Zira eğitim, potansiyel yaratırken; bu potansiyelin gelire ve refaha dönüşmesi ekonominin güçlü bir yapısına bağlıdır.
