İzmir’deki Kooperatif Mağdurlarından Sert Tepki: “Tek Hatamız İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne Güvenmek”
İzmir’deki inşaat kooperatifleri, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla bir araya geldi. Ali Alpyavuz, kooperatiflerinin yaşadığı süreci değerlendirirken, belgelerin konuştuğunu ve bu süreçte yaşanan aksaklıkların İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) güvenilirliği üzerine olduğunu ifade etti.
Protokoller ve Değişen Tanımlar
Alpyavuz, 25 Şubat 2022 tarihli İzbeton protokolünde kooperatiflerinin “Yüklenici” olarak tanımlandığını, ancak 10 Mart 2022’de yer teslim tutanağında tek kelimeyle “taşeron” şeklinde nitelendirildiğini vurguladı. “Aynı belediye, 7 ay sonra S.S. İzmir Emekçileri Konut Yapı Kooperatifi ile Egeşehir A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede kooperatifimizi tekrar ‘kooperatif’ olarak tanımladı,” dedi. Alpyavuz, bu durumun kooperatif üyelerinin sadece belirlenen bedeli ödemeleri gerektiğini belirten hükümlerle nasıl çeliştiğini ifade etti.
İnşaatın İlerleyişi ve Hukuksal Süreç
Bugün itibarıyla İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin raporlarına göre inşaatın sadece %9.77 seviyesinde ilerlediğini kaydeden Alpyavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın lisanssız konut kooperatiflerine inşaat izni vermediğini belirtti. “İzbeton’un projenin tamamlanması için önümüzdeki dönem sorumlu kılındığı Niyet Protokolü imzalandı, fakat hâlâ net bir gelişme yok,” diye ekledi. Kooperatifin İzbeton ve İBB aleyhine açtığı davanın da sürdüğünü, ancak kamu kurumlarının hesap verme zorunluluğunun yargı kararını beklemeyeceğini vurguladı.
Sorular ve Yüzleşme Beklentisi
Alpyavuz, İBB yetkililerine cevaplamaları için birçok soru yöneltti: “Kendi çalışanlarınıza uyguladığınız hukuki güvenceli sözleşme neden diğer kooperatiflere uygulanmadı? 1500 aileyi ‘taşeron’ olarak nitelendirmeye kim izin verdi? Protokoller hazırlanırken bugünkü risklerin üyelere yükleneceği öngörüldü mü?” şeklinde sorular yönelten Alpyavuz, kooperatifin her alanında İBB’nin logosunun kullanılmasına rağmen, yeni kurulan kooperatiflerde bu logonun neden istemediğini de sorguladı.
Alpyavuz, “Hukuki sorumlulukları olanların neden denetim raporları hazırlamadığı, inşaatın durma talimatını takiben 791 gün geçmesine rağmen neden bir gelişme olmadığı” gibi sorularla kamuya hesap verme sorumluluğunu hatırlattı. “Bu sorular siyasetten değil, haklı bir talep olarak ortaya çıkıyor. İzmir, ancak yaşanan mağduriyetlerin giderilmesiyle tekrar güven kazanabilir,” dedi.
