Geçtiğimiz günlerde gönüllerimizi ihya eden müstesna bir ziyarete şahit olduk. Lübnan Tasavvuf Cemiyeti Başkanı, Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek soyundan gelen, Seyyid ve Eşraflar Cemiyeti Başkanı, kıymetli âlim Doç. Dr. Şeyh Cemil Halim El-Hüseynî Hocaefendi İzmir’de bizleri teşrif etti.
Soyu, İmam Hüseyin Efendimiz’e uzanan bu mübarek zat, sadece ilmî bir şahsiyet değil, aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek emanetlerinin de hâdimidir. Sakal-ı Şerif, Hırka-i Şerif’ten bir parça ve Ravza-i Mutahhara’dan getirilen toprak gibi mukaddes hatıraları hizmetinde bulundurmak, onun gönül dünyasını da, yolunu da aydınlatan bir vazifedir.
Milli Birlik Platformu olarak kendisini misafir etmenin bahtiyarlığını yaşadık. Sohbetimizde Lübnan’daki İslâmî faaliyetleri anlattı, yaşadıkları coğrafyada ümmetin derdiyle nasıl hemhâl olduklarını paylaştı. Ardından bizlere kendi sohbetlerinden derlenmiş eserlerini hediye etti. Bu hediye sadece bir kitap değildi; ilmin, irfanın ve kalpten kalbe köprülerin sembolüydü.
Platform Başkanımız Mustafa Beşer Bey’in ifade ettiği sözler de ziyareti daha da anlamlı kıldı:
“Bizim İslâm’a, Kur’ân-ı Kerîm’e ve sünnetlere sımsıkı sarılmamız gerekiyor. İslâm dünyasının birlik ve beraberliğe çok ihtiyacı var.”
Gerçekten de bugün ümmetin en çok muhtaç olduğu şey, parçalanmışlıktan kurtulmak, Kur’an ve Sünnet etrafında yeniden birleşmektir. Lübnan’dan Anadolu’ya uzanan bu gönül köprüsü, işte tam da bu hakikatin sembolüdür.
Ziyarette ben de hazır bulundum. Bir ilim ve maneviyat ehlinin huzurunda, gönlümde şu his yankılandı: Ehl-i Beyt’in nefesi, nerede eserse orada bereket vardır.
Hocaefendi’nin varlığı bize hem ümmetin ortak acısını hem de ortak umudunu hatırlattı. Ayrılıkların değil, kardeşliğin ve dayanışmanın kapısını araladı. Rabbim bu güzel buluşmaları ümmetin vahdetine vesile kılsın.



