USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02
EURO/USD1,16
%-0.08
BIST14.112,89
%-0.27
Petrol98,73
%1.78
GR. ALTIN6.860,79
%0.01
BTC4.132.015,00
%-1.74

İslam da Taziye ve Cenazeye İştirak

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir can yitirildiğinde, sadece bir beden toprağa verilmiş olmaz; sevenlerinin yüreğine bir boşluk düşer, gözlere yaş, dudaklara hüzün siner. İşte tam o anda, Müslümanın vazifesi başlar: Taziye etmek, sabrı tavsiye etmek ve kardeşlik şuurunu diriltmek.

Taziye, yalnızca “başınız sağ olsun” demek değildir. O, İslam ahlâkının, insanî inceliğin ve din kardeşliğinin müstesna bir tezâhürüdür. Vefat edenin ardından yapılan dua kadar, geride kalanlara gösterilen ilgi, merhamet ve vakur duruş da bir ibadettir.


Taziye: Kalbe Teselli, Gönle Dua

Taziye; musibetle karşılaşan kişiye teselli vermek, sabrı ve kadere teslimiyeti telkin etmektir. Hz. Peygamber (s.a.v.), taziyeyi bir merasim değil, bir merhamet dili olarak yaşatmıştır. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

“Herhangi bir musibete uğrayan Müslümanlar, benim vefâtımla başlarına gelen musîbeti düşünerek tesellî bulsunlar ve sabretsinler.”
(Muvatta’, Cenâiz, 41)

Ölüm, geri çevrilmesi mümkün olmayan kaderin tecellisidir. Bu durumda Müslümana düşen, “Allah sabrını artırsın”, “Ecrini kat kat versin”, “Şükretmeyi nasip etsin” gibi dualarla destek olmaktır. Bu dualar, acıyı azaltır, kalbi rahatlatır.

Taziye, imkân varsa bizzat giderek, yoksa telefon, mektup ya da mesaj yoluyla da yapılabilir. Fakat en kıymetlisi yüz yüze yapılan, gözyaşının sessizlikle paylaşıldığı, sözlerin titreyerek döküldüğü taziyedir.


Fiilî Yardım ve Ashabî Örnekler

Taziye yalnızca sözle olmaz; gerektiğinde fiilî yardım da gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.), Cafer bin Ebi Talib (r.a.)’in şehit haberi geldiğinde şöyle buyurmuştur:

“Cafer’in ailesi için yemek hazırlayın! Çünkü onları meşgul eden bir musibet gelmiştir.”
(Ebû Dâvûd, Cenâiz, 25-26)

Bugün ise ne yazık ki, cenaze sahibi yemek hazırlıyor, misafir ağırlıyor. Hâlbuki bu, sünnete aykırı olduğu gibi acılı insana yük bindirmektir. Asıl olan, komşunun, dostun yemek getirmesidir.


Taziyenin Zamanı ve Ölçüsü

Taziye, genellikle cenazeden sonra ilk üç gün içinde yapılır. Üç günden sonra, acı tazelenmemesi için taziyeye gitmek mekruh görülmüştür. Ancak cenazeye katılamayan uzak kimseler için bu süre esnektir.

Taziye bir vakar ve hüzün halidir. Bu sebeple; gösterişten, dünya muhabbetlerinden, karma oturmalardan, sosyal medya seremonilerinden uzak tutulmalıdır. Gıybet, siyaset, ticaret konuşmaları taziye yerinin edebine aykırıdır.


Resûlullah’tan Mektup Gibi Bir Taziye

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sahabesine gönderdiği taziye mektupları, sözün en güzelini nasıl kullanmamız gerektiğini öğretir. İşte oğlunu kaybeden Muaz bin Cebel’e gönderdiği mektubunda şöyle buyurur:

“Allah ecrini artırsın, sabır versin. Unutma, evladın Allah’ın sana emanetiydi. Allah onu büyük bir ecir karşılığında geri aldı. Şayet sabredersen, Allah’tan rahmet bekleyebilirsin. Ağlayıp sızlanmak hiçbir şeyi değiştirmez. Hüzün ecrini yok etmesin!”

Bu ifadeler, bugünün taziye dillerine ne kadar uzak, ama ne kadar yüce…


Cenazeye Katılmanın Fazileti

Taziye kadar önemli bir diğer vazife de, cenazeye iştirak etmektir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Kim, sevabına inanarak bir Müslüman cenazesi ile birlikte gider ve namazı kılınıp defnedilene kadar beklerse, her biri Uhud Dağı kadar olan iki kırat sevap kazanır. Sadece namazını kılıp ayrılırsa bir kırat sevap alır.”
(Buhârî, İmân 35)

Cenazeye iştirak etmek; ölüye son görev, dirilere destek, nefse öğüttür. Kabir başında yapılan dua, bir vefadır. Resûlullah’ın (s.a.v.) bir cenazede yaptığı şu dua ne güzel bir örnektir:

“Allah’ım! Onu bağışla, rahmet et. Kabir azabından ve cehennemden koru. Günahlarını karla, buzla yıka. Beyaz elbiseyi kirden temizler gibi onu arındır. Cennette ona yer hazırla.”

Bu duayı duyan sahâbîlerden Avf bin Mâlik (r.a.), şöyle der:

“Keşke o cenazede yatan ben olsaydım…”


Taziye ve Cenaze, Sadece Veda Değildir

Bir Müslüman için taziye ve cenazeye katılmak, yalnızca ölüye değil, ahirete bir bağlılık yemini gibidir. Her taziye, ölümün yaklaştığını; her cenaze, dünyaya doyamadan gidileceğini hatırlatır.

Bugün bir başkasının cenazesine katılıyorsak, yarın başkaları bizim için saf tutacak. O yüzden, ölümün etrafında değil; ruhun nezaketinde buluşalım.

Unutmayalım:

Taziye bir şov değil, Cenaze sahibinin acısını unutturmak için bir şefkattir. Cenaze bir tören değil, bir tevbedir.
Ve bizler, bu iki büyük vesileyi ibadete çeviren bir ümmetin mensuplarıyız.

İslam da Taziye ve Cenazeye İştirak
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sondaki Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sondaki Haber ile Sohbet Et

Sondaki Haber ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.