Uzun COVID’in Beyindeki Etkisi: Dopamin Hasarı Belirlendi
Küresel düzeyde koronavirüs enfeksiyonu geçiren milyonlarca kişi, uzun COVID ile birlikte çeşitli sağlık sorunları yaşamaya devam ediyor. Bu durumun, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini etkilediği tahmin ediliyor ve etkili tedavi yöntemlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor.
Yeni bir araştırma, uzun COVID’in kökenlerine dair önemli bulgular sunarak konuyu farklı bir açıdan ele alıyor. Araştırmaya göre, uzun COVID ile beyindeki dopamin sistemi arasında ilk kez doğrudan bir bağlantı kuruldu.
Dopamin, genel olarak “haz hormonu” olarak bilinse de, beyin faaliyetlerinde kritik bir rol oynamaktadır; hareket kontrolünden motivasyona kadar pek çok hayati fonksiyonu vardır. Dopamin eksikliği, Parkinson hastalığı gibi klinik tabloları akla getirirken, Parkinson hastalarında dopamin üreten hücrelerin yok olması sonucunda çeşitli hareket sorunları ortaya çıkabilir. Modern tedavi yaklaşımları, dışarıdan dopamin takviyesi ile bu sorunları hafifletmeyi hedefliyor.
Uzun COVID ve kronik yorgunluk sendromu gibi hastalıklar, tıp alanında hala tam olarak anlaşılamamış konular arasında yer alıyor. Birçok hastanın standart testlerde belirgin bir sonuç elde edememesi, semptomlarını kanıtlamada zorluk yaşamalarına neden oluyor. Araştırmacılar, beyinde hasarın olup olmadığını anlamanın her zaman testlerle mümkün olmadığını belirtiyor.
PET Görüntüleme ile Yeni Gözlemler
Kanada’daki Bağımlılık ve Ruh Sağlığı Merkezi’nden Dr. Jeffrey Meyer liderliğindeki ekip, 24 uzun COVID hastasını kontrol grubu olarak 43 sağlıklı bireyle karşılaştırdı. Kullanılan pozitron emisyon tomografisi (PET) görüntüleme tekniği sayesinde, uzun COVID hastalarının beyinlerinde motivasyon ve bilişsel işlevlerden sorumlu striatum bölgesinde düşük seviyelerde dopamin nöronları tespit edildi. Bu durumun hastaların yaşadığı spesifik şikayetlerle örtüştüğü gözlemlendi. Örneğin, ventral striatumdaki düşüş motivasyon kaybı ile, caudate putamen bölgesindeki azalma ise hafıza sorunlarıyla ilişkilendirildi.
Araştırmanın sonuçları, hastalığın altında yatan mekanizmanın anlaşılması ve yeni tedavi yollarının açılması açısından umut verici olsa da, uzmanlara göre temkinli davranmak önemli. Dr. Charles Shepherd, dopamin sistemindeki değişimlerin mantıklı göründüğünü ancak Parkinson ilaçlarının henüz bu hastalarda kullanılmasının erken olduğunu belirtiyor.
Dr. Meyer ve ekibi, dopamin işlevini hedef alan yeni bir klinik çalışma başlatmayı planlıyor. Uzun COVID geçiren hastalar içinse bu objektif bulgular, sadece yeni tedavi umutları oluşturmaz; aynı zamanda yaşadıkları rahatsızlığın bilimsel bir kanıtını sunuyor. Araştırmanın detayları, eBioMedicine dergisinde yayımlandı.
