Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü’nden Türkiye’nin AB Adaylığına Vurgu
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) aday ülke statüsünün unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Amor, özellikle AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi sürekli olarak atlamasının endişe verici olduğunu belirtti.
Raporda, Türkiye’nin dış politika alanında aktif ve çok katmanlı bir yaklaşım benimsediği ifade edilerek, artan jeopolitik zorlukların Türkiye’nin stratejik rolünü ve AB ile olan ortak çıkarların önemini ön plana çıkardığına vurgu yapıldı. AB kompakt genişleme sürecinin 2025 Genişleme Paketi kapsamında Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova ile birlikte Türkiye’yi de içerdiği anımsatıldı.
AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, raporda, Avrupa’nın demokratik değerlerini savunmak ve kontrolü yeniden ele almak için daha fazla çabaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Türkiye’nin stratejik bir ortak olduğunu ifade etti. Ancak, Türkiye’deki hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel haklar konusundaki eleştiriler de dikkat çekti.
Amor, iç süreçlerin genişleme hedeflerine engel olmaması gerektiğini vurgulayarak, AB’nin genişleme sürecinin engellenmemesi için gerekli reformlara atıfta bulundu. Türkiye ile ilişkiler kurulurken, savunma ve üyelik arasındaki bağlantının dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Raporda, Türkiye’nin AB entegrasyon sürecine yönelik olumlu adımları da yer aldı. Ancak, Türkiye’nin seçimlerindeki şartların yeterince eşit olmadığı savunuldu. Ayrıca, Türkiye’nin bölgesel politikaları, dış ilişkileri ve güvenlik konularında önemli görüşmelere katıldığı ifade edildi.
Türkiye’nin, göç, dış politika, terörle mücadele ve ekonomik durum gibi birçok alanda ilerlemeler kaydettiği de belirtildi:
- Türkiye, 2,7 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaparken, İran ile kara sınırını güçlendirdi.
- Dış politikada, AB ile uyumlu bir yaklaşım gösterme iradesinin az olduğu ifade edildi.
- Terörle mücadelede ilerlemeler kaydedildiği ve PKK ile ilgili süreçlere geniş bir siyasi destek olduğu aktarıldı.
Sonuç olarak, raporda Türkiye’nin hem iç hem de dış politikadaki rolünün önemine vurgu yapılırken, Avrupa’nın genişleme stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği görüşü öne çıktı.
