Dönüşümler İçindeki Küresel Ekonomi: Güç Dengeleri Değişiyor
Küresel ekonomik dinamikler, tarihsel bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Uzman Ekonomist Mahfi Eğilmez’in “Japonya 1980’ler, Çin 2000’ler: Küresel Ekonomik Güç Döngüsü” başlıklı çalışması, bu değişimin arka planını aydınlatıyor.
1970 yılında dünya ekonomisi 3,5 trilyon dolarken, ABD bu büyüklüğün yüzde 35-40’ını elinde bulunduruyordu. Aynı dönemde Japonya’nın payı yüzde 5-7, Çin’in ise yalnızca yüzde 1-2 düzeyindeydi. 1990 yılına gelindiğinde, Japonya’nın ekonomik gücü yükselmeye başladı ve payını yaklaşık yüzde 15’e çıkardı. Ancak, Çin henüz bu ligde değildi.
ABD’nin Stratejik Müdahaleleri
1980’lerin sonlarında Japonya, otomotiv ve elektronik alanlarında ABD’nin en büyük rakibi haline gelirken; 1985 tarihinde imzalanan Plaza Anlaşması bu dengeyi sarsarak, Japon Yeni’nin değer kazanmasına yol açtı. Sonuç olarak, Japonya’nın ihracat gücü zayıflama sürecine girdi. Düşük faizler ve genişlemeci kredi politikaları, Japonya’da büyüyen bir finansal balon oluşturdu. 1990’larda bu balonun patlaması, borsa ve gayrimenkul piyasalarında büyük düşüşlere neden oldu ve Japonya uzun bir durgunluk dönemine girdi.
Çin’in Yeni Gücü
2000’li yıllarla birlikte, Çin dünya ekonomisinde öne çıkmaya başladı. Yüksek büyüme oranları ile küresel üretim merkezi olmayı başaran Çin, dünya GSYH’sinden yaklaşık yüzde 17 pay alırken, Japonya’nın payı yüzde 4-5 seviyesine geriledi. ABD ise liderliğini yüzde 25’lik payı ile sürdürdü.
Küresel bankacılık sisteminde de benzer bir değişim yaşandı; 1990’larda Japon bankaları en güçlü konumdayken, şimdi Çin’in devlet destekli büyük bankaları zirvede.
Çin’in Karşılaştığı Riskler
Eğilmez, Çin ekonomisinin Japonya’nın geçmişte yaşadığı bazı risklerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Gayrimenkul sektöründeki aşırı büyüme, yüksek borçluluk ve kredi genişlemesi, Çin’in kırılganlığını artırıyor. Evergrande ve Country Garden gibi büyük şirketlerde yaşanan krizler, bu riski gözler önüne seriyor. Ancak, Çin’in büyük iç pazarı ve sıkı devlet kontrolü, ani bir çöküş ihtimalini azaltıyor. Uzman, en olası senaryonun uzun vadeli bir büyüme yavaşlaması olduğunu ifade ediyor.
Küresel Rekabetin Yansımaları
ABD’nin Çin’e yönelik stratejisi de değişim gösteriyor. Önceki dönemlerde Japonya ile kurulan denge politikalarının yerini, günümüzde gümrük tarifeleri ve teknoloji kısıtlamaları gibi daha kapsamlı önlemler alıyor. Eğilmez, bu rekabetin sadece iki ülke ile sınırlı kalmayacağını, tüm küresel ekonomik düzeni etkileyeceğini vurguluyor. Japonya’dan Çin’e süregelen güç kaymasının, küresel kapitalizmin evriminin belirgin bir örneği olduğunu ifade ediyor.
Küresel ekonomik sistemin nereye evrileceği, tüm dünyayı derinden etkileyecek yeni gelişmelerin habercisi.



