USD44,90
%0.07
EURO52,91
%-0.06
EURO/USD1,18
%-0.2
BIST14.463,76
%-0.15
Petrol94,91
%-0.6
GR. ALTIN6.919,43
%-0.49
BTC3.529.106,91
%2.47

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail’le müzakere edilmez mücadele edilir

Meselenin daha iyi anlaşılması için İsrail Devletinin nasıl kurulduğunu ve Yahudi inanç sisteminin nelere dayandığını kısaca izah etmek gerekir.

Tarihi süreç:

  1. Yüzyılın başında Küresel Sermaye ve İngiliz Hariciyesi Filistin topraklarına bir Yahudi Devleti kurulması için çalışmalar başlatır.

Bu maksatla Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden olan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Yahudî devleti kurulması konusunda İngiliz hükûmetinin her türlü desteği vereceğini bildirir.

Bu plan çerçevesinde Küresel Sermayenin görevlendirdiği Macar Yahudisi Theodor Herzl, Cennet mekan Sultan II. Abdülhamid Han’dan randevu talep eder.
Araya hatırı sayılan kimseler girer uzun ısrarlar sonucu Sultan II. Abdülhamid Han’la görüşen Theodor Herzl Sultandan Yahudiler yerleştirmek için Osmanlı’nın borçların silinmesi ve bir o kadarda altın karşılığı Filistin’den toprak talep eder.

II. Abdülhamid Han, bu teklifi şiddetle reddeder.

1.Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğun dağılmasıyla birlikte Ortadoğu İngiliz hakimiyetine girer.

İngilizler bu bölgede irili ufaklı Arap kabile devletlerinin kurulurmasına öncülük eder.

İngiliz hakimiyetine giren Filistin Balfour Deklarasyonu planlanı gereği Yahudi göçü başlatır.

Başlangıçta bu göçe “kutsal topraklara göç” ismi verilerek Yahudi Devleti kurma fikri gizlenir.

Lakin bu süreç içinde Filistin’e istenilen sayıda Yahudi göçü gerçekleşmeyince Naziler eliyle Avrupa’da Yahudi soykırımı gerçekleştirilir; bunun sonucu olarak Filistin’e Yahudi göç hareketleri hızlandırır ve istenen zemini oluşur.

Filistinli Müslümanlar ülkelerine misafir olarak gelen Yahudi göçmenlerle topraklarının paylaşır.

Bu süreçten sonra İngilizlerin desteğini arkasına alan Yahudiler silahlı çeteler oluşturarak kendileriyle topraklarını paylaşan Filistinlilere saldırılar düzenleyerek Filistinlilerin topraklarını işgale başlarlar.

Süreç içinde ABD ve İngiliz desteğini arkasına alan Yahudiler binlerce Filistinliyi katlederek Filistin topraklarını adım- adım işgal ederler.

14 Mayıs 1948 tarihine gelindiğinde Birleşmiş Milletlerler kararı ile İsrail Devleti kurulur.

İsrail Devleti Birleşmiş Milletlerde tanındıktan sonra da sürgün ve işgal politikalarını devam ettirir.

Bölgede yükselen gerginlik ve tansiyon sebebiyle Arap devletleri ve İsrail arasında 1948,1956, 1967, 1973 tarihlerinde dört çatışma meydana gelir.

Bölgede ki taraflar arasındaki çatışmaları durdurmak ve İsrail ve Filistin barışını temin için ABD’in aracı olmasıyla 1993 ve 1997 yıllarında Norveç’in başkenti Osla’da barış görüşmeleri gerçekleşir.

İsrail’in, bağımsız bir Filistin devletine karşı olması nedeniyle Filistinlerin şiddetle karşı çıkmasına rağmen bu görüşmeler gerçekleşir.

Osla görüşmelerinde varılan antlaşma sonucu İsrail bölgede yeni yerleşim yerleri açmayacak,işgal ettiği bazı bölgelerden geri çekilecek, Batı Şeria, Eriya ve Gazze’de Filistinlilere özel haklar tanıyacaktı.

Lakin İsrail bu anlaşmaya hiç zaman uymadı. Batı Şeria, Eriya ve Gazze’de ilhaklara devam ederek Filistinlileri topraklarından işgal etmeye devam etti.

7 Ekim 2023 Hamas’ın İsrail’e saldırması sonrası aradığı fırsatı yakaladığını düşünen İsrail Gazze’ye düzenlediği saldırılarda akla ve hayale sığmayan bir saldırganlıkla tüm zamanların en vahşi soykırımını günümüze kadar pervasızca devam ettirir.

İsrail’in, uluslararası hukuku ve evrensel insan haklarını hiçe sayarak Filistinli sivil halkı, bebekleri, çocukları,kadınları hatta hayvanları dahi öldüremesi, katletmesi, aç bırakması; yaşam alanlarını, hastaneleri, okulları, yerleşim yerlerini, su kaynaklarını bombalamak suretiyle tamamen yok etmesi üzerine bu vahşeti durdurmak için harekete geçen ülkelerin başvurusu üzerine toplanan Birleşmiş Milletler aldığı kararla İsrail’in saldırıları durdurma kararı anında ABD tarafından veto edilir..

İşin başka yönü İsrail’in, Filistin’de gerçekleştirdiği saldırıları ABD ve Batılı Devletlerin gönderdiği silah mühimmatlarla gerçekleştiriyor..

Siyonist yapının psikolojisi ve işlediği
vahşeti meşrulaştırmak için kutsal kitaplarına atfetmeleri.

Aşağıda Yahudilerin sözde kutsal kitabı Tanah’tan alınmış bazı bölümler gözü dönmüş bu yapının arkasında yatan motivasyon kaynaklarının neler olduğunu gösteriyor:

Kutsal kitaplarına göre Yahudiler tanrı tarafından seçilmiş halklardır:

Ne mutlu sana, ey İsrail! Var mı senin gibisi? Sen RAB’bin kurtardığı bir halksın. RAB seni koruyan kalkan ve şanlı kılıcındır. Düşmanların senin önünde küçülecek ve sen onları çiğneyeceksin.”, Tevrat Yasanın Tekrarı (Tesniye) 7:6:

“RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti” Tevrat Yasanın Tekrarı (Tesniye) 33: 29.

Yahudilerin topraklarını işgal eden halklarla mücadele etme görevi: Yahudi olmayan (başta Filistinliler ve diğer Araplar olmak üzere) bölge halkları Yahudilere Tanrı tarafından vaadedilen toprakları işgal eden insanlardır ve tanrının emrini yerine getirmek için onlarla mücadele etmek gerekir. Ancak mücadele ederlerse bunun karşılığını göreceklerdir.

İsrail halkı RAB’bin verdiği topraklarda onları Erkek ve kadın köle olarak sahiplenecek. Kendisini tutsak edenleri tutsak edecek, Kendisini ezenlere egemen olacak. Tevrat Yeşaya (İşaya) 14:2:

Acımadan öldürme emri: Düşmanların öldürülmeleri Tanrının bir emridir ve Tanrı zaten Tevrat’ta onların çocuklarına kadar öldürülmelerini emretmektedir.

Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür.” : Tevrat: Yasanın Tekrarı (Tesniye) 7:2

“Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız ” Tevrat: 1. Samuel: 15:3.

Yahudilerin, kendileri için vaadedilmiş topraklar olarak gördükleri Filistin topraklarının halklarına karşı uyguladıkları mezalimi anlamak için Yahudi etno-dini kimliğini ve bu kimliğe yüklenen milliyetçi perspektifi (Siyonizmi) iyi bilmek gerekir.

Ancak bu gerici ve yobaz perspektif demokrasi, insan hakları, küresel adalet gibi masallarla perdeleniyor ve tüm radikalizm, köktencilik ve mutaassıplık zaten bundan muzdarip olan Müslümanların sırtına yıkılıyor.

Bu nedenle de işgalci Siyonist terör örgütüne karşı kendi halkını ve topraklarını savunan Hamaslı savaşçılar mücahit değil terörist olarak tanımlanmak isteniyor.

Siyonist saldırganlar da aynı psikoloji ile hareket ediyorlar öyleyse her şeyi yapmakta özgürler.

Bazı kaynaklardan alıntı yaparak hazırladığım bu yazının başında ve içeriğinde belirtiğim gibi İsrail denen bu terör devleti ile müzakere yapılmaz mücadele edilir.

0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sondaki Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sondaki Haber ile Haber Hakkında Sohbet

Sondaki Haber ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.