Küresel Ekonomide 2026 Beklentileri: Jeopolitik Riskler ve İstihdam Verileri
Küresel ekonomik görünüm, 2025 yılına göre hız kaybederken, özellikle ABD’de istihdam, Euro Bölgesi’nde imalat, Çin’deki iç tüketim talebi ve Japonya’daki enflasyon verileri dikkatle izleniyor. Analistlerin görüşlerine göre, bu dinamikler uluslararası piyasalara yön verecek önemli faktörler arasında yer alıyor.
Jeopolitik risklerin artışı, özellikle ABD ve Çin merkezli olarak devam etmekle birlikte, Gümrük Tarifeleri konusunda olduğu gibi müzakerelerde uzlaşı sağlanabileceği yönündeki beklentiler, piyasa tepkilerini sınırlayabilir. Bu durum, yatırımcıların risk algısını etkileyebilir.
Avrupa’nın 2025 yılında açıklanan savunma ve altyapı harcama paketleri, Türkiye gibi ihracata duyarlı piyasalara olumlu yansıyabilir. Ancak, artan jeopolitik riskler ışığında, küresel imalat sanayi aktivitesindeki yatay seyir devam ederken, endüstriyel emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi bekleniyor.
Piyasa oynaklıklarının genel sistemik risklerden ziyade, portföylerdeki yeniden dengelenme süreciyle ilgili olabileceği değerlendiriliyor. Teknoloji hisseleri, değerli metaller ve ülke risk primleri gibi unsurlar, bu dengenin sağlanmasında önemli rol oynayabilir.
2025 öncesinde oluşan genel kanının aksine, ABD’deki gümrük tarifelerinin enflasyon risklerini artırmadığı gözlemlendi. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirim süreçlerine destek sağlar nitelikte. Ancak, gümrük tarifeleri sebebiyle önceden talep gören ürünlerin 2026’da sönümlenmesi, nihai tüketici fiyatlarına gecikmeli yansıyabilir.
Merkez bankalarının 2026 yılı içinde faiz indirim sürecini tamamlaması ve finansal koşulları önceden gevşetmesi öngörülüyor. Bu, gelecekte oluşabilecek enflasyon risklerine karşı sıkılaşma alanı açabilir.
Ancak, endüstriyel emtia ve petrol fiyatlarında belirgin bir hareket öngörülmemekte. Talep zayıflığı, stok birikimiyle birlikte fiyatları düşük tutma ihtimalini artırıyor. Türkiye gibi ithalatçı ülkeler için bu durum, enflasyon görünümü açısından rahatlatıcı olabilir.
Türkiye özelinde, ABD ve AB ile yükselen diplomatik ilişkiler ve savunma işbirlikleri olumlu gelişmeler arasında öne çıkıyor. Ancak, Rusya-Ukrayna savaşının süregeldikçe yarattığı belirsizlikler ve Orta Doğu’daki sorunlar bölgesel ticaret hacimlerini tehdit edebilir. Bu belirsizliklerin çözülmesi, Türkiye’nin uzun vadeli potansiyelini artırabilir.
Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinde öne çıkacak bazı temalar şöyle:
- Finansal sıkılaşma adımlarına rağmen büyüme temposunun dayanıklılığı.
- Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının yeterince düzelmemesi.
- İlk yarıda likidite ihtiyacının devamı ve piyasa fiyatlamalarında olumlu gelişmeler.
- Tasarrufların ilk yarıda faiz getirilerini tercih ettikten sonra ikinci yarıda riskli varlıklara yönelmesi.
Döviz kurlarında belirgin bir oynaklık beklenmiyor. TCMB döviz rezervlerini iyileştirici akımların sürmesi ön görülüyor. Hizmet sektöründe, özellikle konut fiyatlarını etkileyecek arz artırma hamleleri gündemde kalmaya devam edecek.
Kudret AYYILDIR
Araştırma Müdürü
