Tutankhamun’un Mezarı Yeniden Gündemde: Gizli Odalar Nefertiti’ye Ait Olabilir
Mısır’ın antik tarihe dair sırlarını barındıran Tutankhamun’un mezarı, 100 yılı aşkın bir süre sonra tekrar tartışma konusu oldu. Mısırbilimci Nicholas Reeves ve ekibi, KV 62 kodlu mezarın sadece genç firavun için tasarlanmış bağımsız bir yapı olmadığını öne sürüyor. Araştırmalar, mezarın aslında daha büyük bir yapının yalnızca görünen parçası olabileceğini ve gizli bölümlerin Kraliçe Nefertiti’ye ait olabileceğini gösteriyor.
MÖ 1333 ile 1324 yılları arasında hüküm süren Tutankhamun, yalnızca 19 yaşında hayatını kaybetmesi nedeniyle defin ritüellerinin aceleyle gerçekleştiği düşünülüyor. Araştırmacılar, mezarın mevcut yapısının ya önceden var olan bir sivil yapının genişletilmesiyle oluştuğunu ya da daha önceden bir kraliçe için inşa edilmiş büyük bir mezarın parçası olarak kullanıldığını ifade ediyor.
Reeves ve ekibinin ikinci hipotezi daha fazla destekleniyor. Bunun başlıca nedeni, mezarın mimari düzenidir; 18. Hanedan döneminde krallar için yapılan mezarlar genellikle sağa doğru yönelirken, KV 62’nin sola ilerlemesi dikkat çekiyor. Bu yönelimin, döneminin kraliçe mezarlarıyla daha fazla örtüştüğü görülüyor. Mezar içindeki duvar süslemeleri de bu durumu destekleyen detaylar barındırıyor.
Ayrıca, kuzey duvarındaki figürlerin yüz hatları ve profilleri üzerine yapılan çalışmalar, Tutankhamun’un cenaze törenini gösterdiği düşünülen sahnenin aslında farklı bir döneme işaret edebileceğini ortaya koyuyor. Reeves’in iddiasına göre, bu resim başlangıçta Nefertiti için gerçekleştirilen bir cenaze ritüelini yansıtıyor olabilir.
Yeni Odalar Belki de Mezarın Arkasında
Mimari işaretlerin yanı sıra gerçekleştirilen jeofizik ölçümler de konuyu daha da ilginç hale getiriyor. Mikrogravimetri ve yeraltı radarı kullanılarak yapılan gözlemlerde, mevcut mezarın kuzeyinde ek boşluklar tespit edildi. Bu ölçümler doğrultusunda, molozlarla kapatılmış koridorlardan oluşan 5 ila 6 ayrı odanın varlığının mümkün olduğu ifade ediliyor. Ancak, bu alanların gerçekten mezar odaları olup olmadığı fiziksel inceleme ile henüz kesin olarak doğrulanmamış durumda.
Araştırmacılar, bu yeni odalardan en az birine doğrudan ulaşarak teorilerini kanıtlamayı umuyor. Eğer başarılı olurlarsa, bu bulgu yalnızca Tutankhamun’un mezarının gerçek yapısını gün yüzüne çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda Nefertiti’nin uzun zamandır kayıp olan mezarına da dair en değerli ipuçlarını sunabilir.
Howard Carter, 1922’de Tutankhamun’un mezarını açtığında karşılaştığı tarihi eserlerle arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden birine imza atmıştı. Eğer mezarın duvarlarının arkasında yeni odalar bulunursa, bu durum yaklaşık bir asır sonra aynı bölgede benzer ölçekte yeni bir arkeolojik gelişmenin kapılarını aralayabilir.
