Türk Yapısal Çelik Derneği Yeni Dönüşüm Vizyonunu Kamuoyuna Açıkladı
Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), “Geleceği Çelikle Kurmak: Afete Dirençli, Sürdürülebilir, İnşaatta Endüstriyelleşen Türkiye” başlıklı bir toplantıda, “Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin” manifestosunu duyurdu. Yeni yönetim kurulunun düzenlediği bu etkinlikte, ülkenin yapı sektöründeki dönüşümüne yönelik önemli hedefler belirlendi.
Manifestoda, Türkiye’nin deprem dirençli yapılaşmasına öncelik verilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, modüler çelik yapı üretiminin artırılması, kalite standartlarının iyileştirilmesi, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli ihracatın artırılması gibi altı temel dönüşüm başlığı ön plana çıktı.
Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünya çapında yedinci, Avrupa’da ise ikinci sıraya yerleşeceği ifade edilirken, TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon üretim kapasitesinin yaklaşık 750 bin ton, ihracatının ise 450 bin ton olduğu belirtildi.
Ayrıca, TUCSA’nın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iş birliği yaparak TUCSAMARK kalite sistemini güçlendirmeyi ve TUCSA AKADEMİ aracılığıyla nitelikli insan kaynaklarını geliştirmeyi hedeflediği açıklandı. Manifestonun en dikkat çeken hedeflerinden biri, mevcut yapı stokunda yapısal çelik kullanım oranının yüzde 3-5 seviyesinden beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarılması.
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Selami Gürel, Türkiye’nin güçlü çelik üretim altyapısının yanı sıra mühendislik bilgisinin de yapı güvenliği açısından daha etkin bir şekilde kullanılmasının önemine değindi. Gürel, derneğin 34 yıllık deneyimini yeni bir dönüşüm vizyonuyla birleştirdiğini belirterek, “Amacımız, güvenli, sürdürülebilir ve rekabetçi bir Türkiye’ye katkıda bulunmaktır.” ifadesini kullandı.
TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, yapı stokunda çeliğin payını artırmanın önemine dikkat çekerek, özellikle okul, hastane, konut ve kentsel dönüşüm projelerinde yapısal çeliğin mutlaka yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Şimşek’in verdiği bilgilere göre, “Yapı Fabrikaları” yaklaşımıyla üretimin şantiyelerden modern fabrikalara taşınması ve modüler çelik sistemleri kullanılarak şantiye sürelerinin üçte birine indirilmesi mümkün. Ayrıca, yılda 500 bin konut üretimi için gereken 3,5 milyon ton yapısal çelik ve 120 bin kişilik iş gücü ile 135 fabrikanın büyüklüğünün 20 bin metrekare olması gerektiği ifade edildi, bu bağlamda “Üç yılda 1 milyon modüler çelik konut üretmemiz mümkün.” şeklinde bilgiler aktardı.
Son olarak, Türkiye’nin yalnızca inşaat malzemesi değil, aynı zamanda tamamlanmış yapılar da ihraç eden bir ülke haline gelmesini hedeflediklerini belirten Şimşek, üretim, mühendislik ve teknolojinin entegrasyonunun önemini vurguladı.
