TCMB: Yabancı Para Mevduatında Son Dönem Gelişmeler
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Yabancı Para Mevduatta Son Dönem Gelişmeler" başlıklı bir analiz yayımladı. Analizde, 2025 yılında yabancı para (YP) mevduatındaki nominal artışın, parite ve altında meydana gelen fiyat hareketlerinin etkisiyle şekillendiği vurgulandı.
TCMB’nin Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü uzmanları Didem Güneş, Ayşe Karasoy ve Oğuzhan Evli tarafından hazırlanan çalışmada, YP mevduatın Para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından önemli bir gösterge olduğu ifade edildi.
Analiz, 2023 Ağustos itibarıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının en yüksek seviyeye ulaştığını, KKM ve YP mevduat toplamının 340 milyar doları aştığını belirtiyor. 2024 sonuna gelindiğinde bu toplam 221 milyar dolara geriledikten sonra 242 milyar dolara yükseldi.
Analiz şöyle devam ediyor: "2024 yılı sonunda YP mevduat 188 milyar dolardan 238 milyar dolara çıkarak 50 milyar dolarlık bir artış kaydetti. Bu artışın 31 milyar doları altın mevduatından, 15 milyar doları avrodan, geri kalanı ise ABD doları ve diğer dövizlerden kaynaklandı."
Altın fiyatındaki hızlı yükseliş, 2024 sonunda 2.600 dolardan 17 Ekim’de 4.500 dolara çıkarak %73’lük bir artış gösterdi. Avro/dolar paritesi de aynı dönemde 1,04’ten 1,16’ya yükseldi. Nominal YP mevduat artışı 50 milyar dolara ulaşmasına rağmen, parite ve fiyat etkilerinden arındırıldığında bu rakam 19 milyar dolarla sınırlı kaldı.
Analizde ayrıca, "Altın mevduatındaki artış altın fiyatı dışında, küresel piyasalarda oluşan yatırım eğilimleriyle de etkili olmuştur" ifadeleri kullanıldı.
KKM hesaplarının sonlandırıldığı dönemde YP mevduatındaki artışın nedenleri arasında dövize dönüş de rol oynamaktadır. KKM hesaplarından dövize dönüş oranı, ağustos ayında %80’in üzerine çıkmıştır.
Sonuç olarak, TCMB’nin analizinde YP mevduatındaki artışın büyük ölçüde parite ve fiyat etkisinden kaynaklandığı, bununla birlikte KKM hesaplarının kapatılması ve yatırım amaçlı altın alımlarıyla sınırlı bir artışın yaşandığı belirtiliyor. TL varlık tercihinin ise hanehalkı ve şirketler açısından büyük ölçüde korunduğu gözlemleniyor.
