Yeni Zelanda’da Şempanze ile Dövüş İddiası Tartışmaları Alevlendirdi
Yeni Zelanda’da 24 yaşındaki amatör MMA dövüşçüsü Cole Johnson, sosyal medyada yaptığı açıklamalarla geniş çapta tartışmalara yol açtı. Johnson, bir şempanzeyi silahsız dövüşte yenebileceğini ileri sürdü. Bu cesur iddia, hem hayvanların insanlarla olan fiziksel güç karşılaştırması hem de dövüş sporlarının etik yönleri üzerine yoğun bir tartışma başlattı.
Johnson, yaptığı açıklamanın ardından gerçek bir dövüş karşılaşması için kendisine 500 bin doların üzerinde bir teklif yapıldığını belirtti. Teklifi yapanların, olası bir acil durumda güvenliği sağlamak amacıyla sakinleştirici iğneler kullanacaklarını öne sürdüğünü ifade etti. Ancak, karşılaşmanın yasa dışı bir organizasyon haline gelebileceği ve vahşi bir hayvanın dövüş için kullanılmasının etik açıdan sorunlu olduğu yönünde sert tepkiler yükselmeye başladı.
YouGov’un yaptığı bir araştırmaya göre, eğitimli olmayan erkeklerin yüzde 22’si bir şempanzeyi silahsız bir çatışmada yenebileceğine inanıyor. Bilimsel veriler ise bu özgüveni sorguluyor; zira şempanzelerin kas yapıları, insan kas yapısından yaklaşık 1,35 kat daha güçlü. Ayrıca, şempanzelerin ön uzuvlarında insanlara göre iki kat daha fazla kas kütlesi bulunuyor. Araştırmalar, şempanzelerin ısırma kuvvetinin 1.251 ile 1.908 newton arasında değiştiğini, bunun da insan ısırığının iki ila üç katı kadar olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Johnson’ın dövüş planını gerçekçi bulmuyor. Johnson’ın, hayvandan uzak durarak onu yormaya ve daha sonra yere indirerek etkisiz hale getirmeye çalışacağını söylemesi, profesionales dövüş sporlarındaki kuralların vahşi bir hayvana uygulanamayacağını göz ardı ediyor. Şempanzeler, dövüş sırasında belirli spor kurallarına uymayacaklarından ciddi yaralanmalara neden olabilirler.
Bir diğer önemli konu ise hayvan refahı. Uzmanlar, bir şempanzenin eğlence veya para karşılığında dövüşe çıkarılmasının ciddi bir hayvan istismarı olduğunu vurguluyor. Bu tür bir karşılaşmanın hem hayvan açısından hem de dövüşe girecek kişi açısından ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılar yapılıyor.
Bu konu, yalnızca hayvanların korunması açısından değil, aynı zamanda insan sağlığı ve güvenliği açısından da önemli tartışmaları beraberinde getiriyor.
