İzmir’de Bilimsel Temelli İmar Anlayışı Çağrısı
İzmir’in jeolojik ve jeoteknik koşullarına uygun bilimsel bir imar anlayışının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Koray Çetin Önalan, 30 Ekim depreminin hatırlattığı üzere, rant baskısına boyun eğmeden deprem riskine duyarlı planlama pratiklerinin uygulanmasının önemine dikkat çekti. Yapılaşmaya uygun olmayan alanların yapı stoku için ayrılmaması gerektiğini belirten Önalan, fay hatları üzerinde yapılacak yapıların zemin koşullarının dikkate alınarak projelendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Önalan, İzmir’i depreme dirençli hale getirmek için merkezi ve yerel yönetimlerin acil önlemler alması gerektiğini savundu. Sağlıklı bir şehir için tıbbi jeolojik risklerin tespit edilip önlemlerin alınması gerektiğini belirten Önalan, İzmir İRAP kapsamında yürütülen ‘jeomedikal risk’ eylemlerinin hızla tamamlanarak elde edilecek verilerin mekansal planlama süreçlerine entegre edilmesi gerektiğini söyledi.
Harmandalı Tesisinde Tehlikeye Dikkat
Önalan, İzmir’in katı atık yönetimi stratejisinin bölgesel planlama esasına göre revize edilmesi gerektiğini de vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, Harmandalı Katı Atık Depolama Tesisi hakkında yaptığı “teknik bir sorun yok” açıklamasını eleştiren Önalan, orada büyük bir felaketin yaşandığını ve yanlış yer seçiminin ciddi sorunlara yol açtığını duyurdu. "Harmandalı mutlaka kapatılmalı ve afete maruz bölge ilan edilmelidir" diyen Önalan, İzmir’in çeşitli bölgelerinde katı atık depolama tesislerine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Düzenli depolama tesislerinin seçiminde yalnızca teknik değil, toplumsal kabul analizlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Önalan, kentin deprem riski ve su yönetimi esaslarının dikkate alındığı bir katı atık yönetiminin sağlanması gerektiğini savundu.
Bütünleşik Afet Planı Önerisi
Önalan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Deprem master planı çalışmalarının ‘Bütünleşik Afet Master ve Eylem Planı’ olarak kurgulanması önemlidir. Bu plan, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tıbbi jeoloji risklerini bütüncül olarak kapsamalı ve afetlerin sosyal, ekonomik ve psikolojik etkileriyle mücadele edilmesini esas almalıdır." Bu yaklaşımın, İzmir’deki kentsel dönüşümün temel dinamiği olarak benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
