İzmir’de 158 Yıllık Eğitim Geleneği: Atatürk’ün İz bıraktığı Okul
İzmir, 1868 yılına kadar uzanan köklü bir eğitim mirasına ev sahipliği yapıyor. O yıl, fabrikaların teknik eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla ıslahhane olarak kurulan okul, hem meslek becerileri hem de temel eğitim alanında önemli bir kurum haline geldi. Başlangıçta kunduracılık, marangozluk, çorapçılık ve fanilacılık gibi zanaat eğitimlerinin yanı sıra imla, matematik ve dini eğitimler de veriliyordu.
1881 yılında “İzmir Mekteb-i Sanayi” olarak adlandırılan okul, bu süreçte Müslüman ve gayrimüslim öğrencileri aynı çatı altında buluşturarak eğitim alanında çeşitliliği teşvik etti.
Siyasi tarihi boyunca önemli değişimler geçiren kurum, II. Meşrutiyet döneminde “Osmanlı Sanayi Mektebi” adını aldı ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte “İzmir Sanatlar Mektebi” olarak eğitim hayatına devam etti. Bu okulda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü üç kez ağırlama onuruna erişti. Atatürk, burada öğrencilerle bir araya gelerek fotoğraf çektirmiş ve şeref defterine yazdığı “Türkiye Cumhuriyeti, sanat mekteplerinin tam inkişafına çok muhtaçtır” ve “Bu defaki ziyaretimden daha çok memnun oldum. Her sene biraz daha terakki var. Daha çok lazım” sözleriyle mesleki eğitime verdiği önemi vurgulamıştır.
1927 ve 1928 yıllarında, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın temelini oluşturan “Dokuz Eylül Sergisi” bu okulda gerçekleşti. Yurt içi ve dışından birçok firmanın ürünlerinin sergilendiği bu etkinlikte Atatürk, başarılı öğrencileri altın madalya ile ödüllendirerek eğitimdeki başarıları taçlandırdı.
1945 yılında makine üretimine başlayan okul, Türkiye’nin pek çok bölgesine ulaşan üretimlerle sanayileşme sürecinde önemli bir rol üstlendi. Ayrıca, diğer teknik okullara malzeme göndererek “okul kuran okul” unvanını kazandı. Bu anlamda İzmir Sanatlar Mektebi, eğitim ve sanayi alanında köklü bir geçmişe sahip olmaya devam ediyor.
