Türkiye, Yüksek Gelirli Ülkeler Kategorisine Yükseldi: Mahfi Eğilmez’den Eleştiriler
Ekonomist Mahfi Eğilmez, Dünya Bankası’nın son raporu doğrultusunda Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler sınıfına terfi etmesini değerlendirdi. Eğilmez, bu durumun gerçekte bir illüzyon olduğunu vurguladı ve "Bu tablo, gelir dağılımındaki büyük bozuklukları göz ardı etmektedir" dedi.
Yazısında, Türkiye’nin kişi başı gelir düzeyinin yüksek gelirli ülkeler kategorisine girmesinin sebeplerini açıklayan Eğilmez, "Enflasyon yüksek, kur sabit kaldığında, ülkedeki gelirler artmış gibi görünebilir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin son yıllarda hızlı bir GSYH artışı yaşadığını belirten Eğilmez, bu artışın ardında yatan enflasyonun etkilerini ele aldı.
Cari Fiyatlarla Ekonomi Analizi
Yüksek gelir düzeyi, cari fiyatlarla hesaplanan GSYH üzerinden belirlendiği için, enflasyon arındırma yapılmadan elde edilen sonuçların yanıltıcı olabileceğine dikkat çeken Eğilmez, örnek vererek durumu netleştirdi. Enflasyonun artış göstermesi halinde, nominal olarak GSYH’nin yükselmesi kaçınılmazdır.
2025 yılı ikinci çeyrek verileri güncellenerek, Türkiye’nin Dünya Bankası sıralamasında yüksek gelirli ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Eğilmez, bu classifikasyonun geçerlilik tarihinin Temmuz 2025-Temmuz 2026 dönemine kadar olduğunu belirtti.
Gelir Dağılımındaki Eşitsizlik
Eğilmez, nüfusun yüzde 60’ının yetersiz gelir düzeyinde yaşadığına ve sadece 35,4 milyon kişinin ortalama gelir seviyesinde hayat sürdüğüne dikkat çekti. Özellikle, yüksek enflasyon ve sıkı para politikalarının etkisiyle gelir dağılımındaki adaletsizliklerin derinleştiğini ifade etti.
Sonuç olarak, Eğilmez, ekonomik tablodaki bu yanılsamaları düzeltmenin yolunun gerçeklerle yüzleşmekten geçtiğinin altını çizdi. "Gerçekleri kabul etmediğimiz sürece çözümü bulmamız mümkün olmayacak" diyerek, hükümetlerin enflasyonu düşürmekte isteksiz olabileceği mesajını verdi.
Mahfi Eğilmez’in eleştirileri, Türkiye’nin ekonomik gerçekleriyle ilgili önemli soruları gündeme getiriyor ve yüksek gelirli ülke statüsünün ne denli sürdürülebilir olduğu üzerine düşünmeye sevk ediyor.
