Fransa Tahvil Faizleri Yükselirken Almanya’nın Faizleri Düşüyor: Piyasalarda Endişeler Artıyor
ABD ve Almanya tahvil faizleri gerilerken, Fransa’nın devlet tahvili faizlerinde çok keskin bir artış gözlemlendi. Bu durum, Fransa ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki farkın, 2011 yılından beri en yüksek seviyeye ulaşmasına sebep oldu.
Fransa’daki siyasi bölünmüşlük, parlamentonun bütçe konusundaki uzlaşısının belirsizliği ile birleşerek piyasalardaki olumsuz havayı körüklüyor. Ülkenin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 5,142 ile 2002 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etti ve saat 16.50 itibarıyla 10,5 baz puan artışla yüzde 5,07’nin üzerine çıktı.
Yatırımcıların Almanya’nın güvenli tahvillerine yönelmek yerine Fransız tahvillerine yönelmesinin getirdiği risk primi, 173,58 baz puana ulaşarak 2011’den beridir görülen en yüksek düzeye ulaştı. Bu tablo, Paris yönetiminin kamu maliyesini düzeltme yeteneğine olan derin endişeleri ortaya koyuyor.
Fransa’daki gelişmeler, Avro Bölgesi üzerinden de etkisini hissettiriyor. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi, artan güvenli liman talebiyle birlikte 4 baz puan düşerek yüzde 3,38 seviyesine geriledi. Almanya ile diğer ülkeler arasındaki faiz makasları Belçika’da 111,28 baz puana, İtalya’da 123 baz puana, İspanya’da 71 baz puana ve Yunanistan’da 102 baz puana yükseldi.
Siyasi İstikrarsızlık Piyasalara Darbe Vurdu
Piyasalardaki bu dalgalanmanın arkasında, Fransa’nın zayıf hükümetinin yüksek bütçe açığını azaltacak reformları Meclisten geçirmekteki zorlukları yatıyor. Ülke genelinde, yüksek yaşam maliyetleri ve eğitim sistemine karşı gerçekleştirilen gösteriler sırasında meydana gelen yağma ve şiddet olayları güvensizliği artırdı. Ayrıca, gelecek yıl nisan ayında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki artan siyasi belirsizlik de endişeleri tırmandırıyor.
Anketlerde aşırı sağcı lider Marine Le Pen ve sol muhalif Jean-Luc Mélenchon’un diğer adaylara karşı öne çıkmaları, piyasa analistleri tarafından bütçe açığını azaltma çabalarının en olumsuz senaryosu olarak değerlendiriliyor.
Fransa’nın borçlanma maliyetleri, Şubat sonlarında yüzde 3,2 iken yaşanan çatışmalar ve enflasyonist baskı nedeniyle yükselişe geçti. Fransa, G7 ülkeleri içerisinde tahvil piyasalarında en büyük darbe alan ülke konumunda. Enerji fiyatlarındaki artış ve merkez bankalarının sert politikaları, yüksek borçlu ülkelerin tahvilleri üzerindeki baskının devam etmesine neden oluyor.
Fransa’daki Bütçe Krizi ECB’nin Faiz Kararlarını Etkileyebilir
Küresel piyasalarda Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) 29 Ekim’de alacağı faiz kararı büyük bir dikkatle beklenirken, Fransa’daki bütçe ve siyasi belirsizlik, merkez bankasının para politikası kararını doğrudan etkiliyor. Analistler, ECB’nin, Fransa’dan gelen risklerin etkisiyle mevcut “şahin” duruşunu yumuşatma ihtimali üzerinde duruyor.
ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, Fransa’daki mali krizin tahvil faizlerine etkisinin, mevcut durumun zaten 25 ila 50 baz puanlık bir sıkılaşma etkisi yaratmasıyla ilgili olduğunu belirtti. Brzeski, tahvil piyasasının merkez bankasının yapması gereken sıkılaştırma işlevini üstlendiğine dikkat çekti.
ECB’nin 29 Ekim toplantısında faizlerin sabit tutulmasının ve nihai kararın Aralık ayına bırakılmasının beklendiğini aktaran Brzeski, olası bir müdahalenin, Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarına etkisi ile Fransa’nın bütçe krizine bulacağı çözümlerle belirleneceğini vurguladı.
Brzeski, ECB’nin Fransa’daki bozulmanın Avrupa genelinde bulaşıcılık riskine yol açması durumunda, faiz artışlarından kaçınmak gibi daha güvercin bir tutum sergilemeyi düşünebileceğini öngörüyor. Son çare olarak ise, Aktarım Güvence Mekanizması’nın (TPI), kurallara uymayan Fransa’nın hariç tutulması için devreye sokulabileceğinin altını çiziyor.
Gelecek haftaki ECB toplantısından somut bir aksiyon beklenmediğini kaydeden Brzeski, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın, Fransa ve tahvil piyasalarındaki gelişmelere ilişkin kullanacağı dilin, piyasanın geleceğini şekillendireceğini belirtti.
