Ekonomik Değerlendirme: Savaşın Gölgelerinde Türkiye’nin Mali Durumu
Prof. Dr. Fatih Özata’dan Önemli Uyarılar
Prof. Dr. Fatih Özata, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini analiz etti. Özata, 2025 yıl sonunda Türkiye’nin borç oranının %21.7 ile oldukça düşük bir seviyede olduğunu vurguladı. Ancak, döviz cinsinden borcun toplam borcun %53’ünü oluşturması, kur dalgalanmalarına karşı bir hassasiyet oluşturuyor.
Özata, ABD ile İsrail arasındaki savaşın bir dışsal şok etkisi yarattığını belirtirken, bu durumun Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel riskleri de gündeme getirdi. “Bu tür dönemlerde ekonomideki kırılganlıkları gözden geçirmek önemlidir,” diyen Özata, dış borç ve net döviz açık pozisyonu açısından Türkiye’nin mevcut durumunu değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
İhracat Gelirleri ve Borç Durumu
1995-2025 dönemi arasında mal ve hizmet ihracatı ile dış borç oranları arasındaki ilişkiyi ele alan Özata, bu iki göstergeye yönelik dikkatli bir izleme önerdi. 2025 itibarıyla bu oranların tarihsel ortalamanın altında kalmasının olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
Kamu borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) oranı ve bankacılık sektöründeki düşük takipteki alacak oranları da dikkat çeken diğer noktalar arasında yer aldı. Bankacılık sektöründeki takipteki alacak oranı %2.57 ile oldukça düşük seviyelerde kalırken, sektördeki sermaye yeterliği ise düzenleyici gerekliliklerin üstünde seyrediyor.
Merkez Bankası Rezervleri ve Gelecek Korkusu
Özata, Merkez Bankası’nın rezerv durumuna da dikkat çekti. Rezervlerin savaş öncesinde 220 milyar dolara yaklaştığını, ancak döviz satışlarıyla bu rakamın 200 milyar dolara gerileyebileceğini belirtti. Merkez Bankası’nın yaşanan kriz dönemindeki tecrübesinin de önemli bir avantaj olduğunu ifade etti.
Ancak, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin karşılaşabileceği riskler de bulunmaktadır. Yargı ve siyaset alanında yaşanabilecek olası sarsıntılar, dış borçlanma imkanlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, kurumsal yapıdaki zayıflıkların, kriz dönemlerinde etkisinin daha belirgin olabileceği uyarısında bulundu.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu olumlu sinyaller verse de yapısal sorunların göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özata, kısa vadede ciddi bir makro kırılganlık bulunmadığını ancak dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Not: Bu makalede yer alan fikirler yazara ait olup, borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynak: Ekonomim.com
