Ayasuluk Tepesi ve St. John Anıtı: Tarihin İzinde Bir Yolculuk
Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Efes’in önemli bir bileşeni olarak öne çıkıyor. Bu tepe, antik Efes kenti için bir başlangıç noktası olup, Hitit İmparatorluğu döneminde Batı Anadolu merkezli Arzawa-Mira Krallığı’na Apasas adıyla başkentlik yapmıştır.
Lydia Kralı Kroisos’un etkisiyle günümüzdeki konumuna taşınan Ephesos, M.S. 7. yüzyılda Efes Limanı’nın dolması ve denizden gelen Arap saldırıları sebebiyle yönetim merkezi olarak yeniden Ayasuluk Tepesi’ne yönelmiştir. Geç Antik Çağ’da, Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte bu tepe dini bir önem kazanmıştır. 1304 yılında Aydınoğulları tarafından ele geçirilen alanda, kısa bir süreliğine camiye dönüştürülen kilise ile birlikte, Kale Mescidi, Bey Konağı, hamam ve sarnıç gibi Beylikler Dönemi yapıları burada inşa edilmiştir.
St. John Kilisesi’nin Önemi
Hz. İsa’nın annesini emanet ettiği Aziz Yuhanna, burada yaşamış, İncil’i yazmış ve bu topraklarda vefat etmiştir. 37-38 yıllarında Efes’e geldiği bilinen St. John, Hristiyanlık inancını yaymak amacıyla burada uğraş vermiştir. Aziz Paulus’un da bir dönem Efes’te bulunmasından sonra, 67 yılında Aziz Pertus ile İncil’i vaaz etmeye başlayan St. John, İmparator Domitianus tarafından iki kez öldürülmek istendiyse de mucizevi bir şekilde hayatta kalmıştır. Son yıllarını Ayasuluk Tepesi’nde geçiren Aziz Yuhanna, 100 yaşında burada hayata veda etmiş ve vasiyeti üzerine aynı yere gömülmüştür.
Ayasuluk Tepesi, tarih ve inanç açısından önemli bir miras sunarken, ziyaretçilerine antik dönemlerin derinliklerinde bir yolculuk vaat ediyor.
