Hollanda’da Alışveriş Fiyatları: Türkiye ile Karşılaştırmalar ve İlgili Sorular
Geçtiğimiz hafta Hollanda’nın ünlü market zinciri Albert Heijn’de alışveriş yaparken, fiyatlara dikkatle bakma sırası geldi. Türkiye’den yeni gelmenin etkisiyle olsa gerek, fiyatların beklediğimden daha uygun görünmesi dikkatimi çekti. Bir süre sonra şunu fark ettim: Bazı ürünler, “Migros’tan daha ucuz” gibi bir düşünce aklımda belirdi.
Merakımı gidermek için bir fiyat deneyi yapmaya karar verdim. Marketlerden 30 benzer ürünü karşılaştırdım; Migros ve Albert Heijn arasında bir kıyaslama oluşturmak için fiyatları aynı günün euro kursunu kullanarak Türk lirasına çevirdim. 17 Ağustos itibarıyla bir euro yaklaşık 55,5 lira değerindeydi.
Yapılan karşılaştırma, Türkiye’nin Hollanda’dan daha pahalı bir ülke olduğu sonucunu ortaya koymadı. Ancak bazı fiyatlar şaşırtıcıydı: Migros’ta 250 gram tereyağı 156 TL, Albert Heijn’de ise bu fiyat TL’ye çevrildiğinde 122 TL’ye denk geliyordu. 1 litre ayçiçek yağı Migros’ta 123 TL, Albert Heijn’de ise yaklaşık 83 TL. Benzer şekilde, 1 kg toz şeker Migros’ta 60 TL, Albert Heijn’de ise 44 TL. Aynı şekilde, yoğurt ve süt fiyatları da Türkiye’dekinin daha yüksekti.
Elbette bu 30 ürünlük karşılaştırma kesin bir bilimsel fiyat endeksi değildir. Markalar, kalite, ambalajlar ve kampanyalar gibi etkenler mevcut. Türkiye’nin bazı ürünlerde, özellikle yumurta ve tavuk gibi gıda maddelerinde daha uygun fiyatları olduğunu unutmamak gerek. Ancak bu küçük deney, çevremde sıkça sorulan bir sorunun yanıtını keşfetti: Türkiye, satın alma gücü paritesi (PPP) rakamlarının gösterdiği kadar ucuzsa, market raflarında bu durumu neden bu kadar net göremiyoruz?
Eurostat’ın 2025 karşılaştırmalı fiyat düzeyi endeksine göre, Türkiye 59,6, Hollanda ise 115,6 seviyelerinde. Bu veriler ışığında, Hollanda’nın genel tüketim fiyat düzeyi Türkiye’nin yaklaşık 1,9 katı. Ancak, bu durum Albert Heijn’deki gözlemlerimle çelişiyor gibi görünse de, ortalamalar birçok detayı gizleyebilir. Türkiye’de gıda fiyat düzeyi Hollanda’nın yüzde 77’sine ulaşırken, genel tüketimde bu oran yüzde 52 civarında kalıyor.
Ayrıca sağlık ve eğitim gibi alanlarda da fiyatlar, kiralar ve yerel hizmetler gibi unsurların etkisiyle daha düşük seviyelerde. Tüketimi etkileyen her faktör, farklı gruplar arasında büyük dalgalanmalara neden olabiliyor. Hatta aynı zamanda bazı mal gruplarında Türkiye’nin AB ortalamasından daha pahalı olduğu görülmekte; 2025’te kişisel ulaşım araçları fiyat düzeyi Türkiye’de 156, bilgi ve iletişim ekipmanları ise 118 olarak belirlenmiş. Yani Türkiye’deki tüketiciler, bazı ürünlerde “ucuz ülkede” yaşadıklarını düşünemeyebilirler.
Ticari mallar ve yerel hizmetler arasındaki farka dikkat çekmek gerek. Bir otomobil veya cep telefonu dünya genelinde alınıp satılabilirken, yerel hizmetlerin doğası gereği yalnızca bulundukları yerde ücretlendiriliyor. Zengin ülkelerdeki yüksek ücretler, yerel servislerin maliyetlerini artırıyor. Bu gerçek, ekonomik dengenin sağlanmasında ve tüketicinin hissettiği fiyat farklarının belirginleşmesinde önemli bir rol oynamakta.
Sonuç olarak, Türkiye’nin “ucuzluğu” market fiyatlarıyla birlikte artık düşündüğümüzden çok daha az görünüyor. Geçmişte Türkiye’nin hala Hollanda’dan belirgin ölçüde daha ucuz bir ülke olduğunu söylemek mümkünken, bu durum yüksek enflasyon yıllarında nasıl değişti? İşte asıl soru buradan ortaya çıkıyor: Türkiye’nin yüksek enflasyon yıllarında neyin ucuz, neyin pahalı hale geldiğini ve bu durumun Türkiye’nin genel “ucuzluğu” üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla veri ve analiz gerekli.
Veri Notu: 2025 karşılaştırmalı fiyat düzeyi verileri, Eurostat’ın Avrupa Karşılaştırma Programı ve TÜİK’in 18 Haziran 2026 tarihli Satınalma Gücü Paritesi bültenine dayanmakta; market karşılaştırması ise 17 Ağustos 2026 tarihindeki fiyatlardan elde edilmiştir.



