Hacıların Ahı Sizi Yakar!
Diyanet İşleri yetkililerine şu soruyu sormak gerekiyor: Allah Azimüşşan, Kur’an-ı Kerim’de Ali İmran Suresi’nin 97. ayetinde ne diyor? “Orada apaçık alametler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Hem ona, oraya gitmek için bir yola gücü yeten kimsenin o evi, Kâbe’yi haccetmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır.” Allah böyle buyururken, Diyanet ne yapıyor? Hani Kabe’ye, mübarek Beyt’e giren emniyette olurdu? Yoksa Diyanet’e para yatıranlar mı emniyette olur? Emniyette olmak için size para mı vermemiz, pardon para mı kazandırmamız lazım?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Suudi yetkililere yaptığı şikayetler, yıllardır hacca gitmek için yanıp tutuşan, yemeyip içmeyip para biriktiren, ömrünün son deminde mübarek beldeleri görmek arzusuyla hac kurası bekleyen vatandaşlarımızı büyük bir mağduriyete sürüklüyor. Hac vizesi yerine seyahat vizesi ile kutsal topraklara gitmek zorunda kalan binlerce vatandaşımız, Diyanet’in şikayetleri sonucu ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Diyanet yetkilileri, Allah’ın misafirlerini şikayet ederek askere, polise kovalatıyor. Her şey para mı, vicdansız adamlar? Gücü yeten, imkanı ve yolu bulan insanların Beytullah’ı haccetmeleri Allah’a bir kulluk borcudur diyor Allah. Siz ne diyorsunuz? “Aman bana para ödemeden gitme!” Kim bunu inkar eder, bu hakkı, bu farzı tanımazsa Allah’ın ne ona, ne ameline, ne de kainatta bulunan herhangi bir şeye ihtiyacı vardır.
Ayetler açık ortada. Allah, bir yol bulan gelsin diyor. Diyanet, benden izinsiz gidemezsin diyor. Şimdi siz sözünüzü Allah’ın sözünden üstün mü tutuyorsunuz? Siz kendinizi ne sanıyorsunuz, parayla namaz kıldırma memurları mı?
Hacceden kimselerin Allah katındaki değeri çok yüksektir. Bu sebeple Yüce Allah, onların içtenlikle yapacakları duaları geri çevirmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Haccedenler ve umre yapanlar Allah’ın misafirleridir. Kendisine dua ederlerse, dualarını kabul eder, bağışlanma dilerlerse onları bağışlar.” buyurmaktadır. Şimdi üzdüğünüz ve Türkiye’ye döndüklerinde cami kapısında el açacağınız, ama Mekke’de kendilerini otellerinde sığındıkları odalarda kapılarını kırdırarak Mekke dışına, Cidde’ye çıkardığınız bu hacılar… Hacılar diyorum, hadisi şerifte Allah’ın Resulü (s.a.v.) “Hac meşakkattir, sabır içinde sabırdır.” fermanını hatırlatarak çektirdiğiniz sıkıntılar vesilesiyle iliklerine kadar hacı olan bu insanlar, Allah’ın beytinde sizi Allah’a şikayet edecek bir dua yaparlarsa ne olur haliniz?
Bu yazıyı yazarken amacımız, sadece mağdur edilen hacıların sesini duyurmak değil, aynı zamanda Diyanet yetkililerini de insafa davet etmek. Hacca gitmek isteyen binlerce insanın hayalini yıkmak, onların ahını almak, size ne kazandıracak? Allah’ın misafirlerine zulmetmekten vazgeçin, haklarını verin. Unutmayın, mazlumun ahı arşı titretir.
Sizlere tavsiyemiz ilgili makamları arayıp Türk hacıları şikayet edeceğinize bu eforunuzu bir daha ki seneye daha fazla nasıl hacı götürürüz diye harcayın.
#diyanet #kendivatandasiniihbaredendiyanet #hac2024
Agziniza yureginize saglik.
Adaletsizlik kontenjan uygulamasindan basliyor. Bir ulkenin nufusunun yuzde 95 i müslüman diger avrupa ulkesinin yuzde 10 u, siz kural olarak ikisinin de genel nufusunun binde 1 ini hacca gonderebiliyorsunuz. Adaletsizlik.burafa. bu konu uzerinde calisma yapilmali ve hac maduriyeti ulkemiz icin ortadan kaldirilmali