Kuzey Kore, dün gerçekleştirdiği füze denemesine dair açıklama yaptı. Kuzey Kore yönetimi, stratejik caydırıcılığın sürdürülebilirliğini ve etkinliğini artırmayı hedefleyen Milli Savunma Kalkınma Planı çerçevesinde geliştirilen yeni orta menzilli hipersonik balistik füzenin başarılı bir testten geçirildiğini bildirdi. Ülke lideri Kim Jong-Un’un bu denemeyi canlı yayınla takip ettiği ve fırlatılan füzenin ses hızının 12 katına ulaştığı, yaklaşık 1500 kilometre menzil katettiği ifade edildi.
KİM: AMACIMIZ STRATEJİK CAYDIRICILIĞI SAĞLAMAK
Füze testinin başarısından memnuniyet duyduğunu belirten Kim, “Bu deneme, düşman güçlerin güvenlik tehditlerine karşı hipersonik balistik füzeler gibi güçlü silah teknolojilerini sürekli geliştirdiğimizi kanıtlıyor” dedi.
Kim, “Dünyada böyle bir silah sistemine sahip çok az ülke var” ifadesini kullanarak, “Yeni hipersonik füze geliştirme amacımız, ülkenin nükleer savaş caydırıcılığını güçlendirmek ve stratejik caydırıcılığı sağlamaktır” şeklinde konuştu.
“PASİFİK BÖLGESİNDEKİ HER TÜRLÜ DÜŞMANI CAYDIRABİLİR”
Hipersonik füze denemesinin saldırgan bir niyet taşımadığını, aksine meşru müdafaa çabası olduğunun altını çizen Kim, “Füze sistemimizin performansı, küresel düzeyde dikkate alınmak zorundadır. Her türlü savunma sistemini aşarak düşmana ciddi bir askeri darbe indirme kapasitesine sahibiz” dedi.
Son “stratejik silah” testinin Kuzey Kore’nin meşru çıkarlarını koruma kapasitesini ortaya koyduğunu ifade eden Kim, “Hipersonik füze sistemi, Pasifik bölgesindeki düşmanlara karşı güvenilir bir caydırıcılık sunacaktır” şeklinde açıklamalarda bulundu.
2025’İN İLK FÜZE DENEMESİ TRUMP’A GÖZDAĞI MI?
Kuzey Kore, dün Japon Denizi yönüne doğru tanımlanamayan bir füze fırlattı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı (JCS), fırlatılan füzenin ses hızının 5 katına ulaşabilen bir hipersonik füze olabileceği bilgisini verdi. Pyongyang’ın 2025 yılındaki ilk füze denemesi, ABD’de 20 Ocak’ta yönetimi devralmaya hazırlanan Donald Trump ve hükümetine bir gözdağı olarak yorumlandı. Denemenin ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Güney Kore’de siyasi temaslarda bulunduğu bir dönemde gerçekleştirilmesi ise dikkat çekti.