İsmail Haniye’nin trajik şehadeti, Filistin’in özgürlük mücadelesinde yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda uluslararası toplumun ikiyüzlülüğünün de açık bir göstergesidir. Dünya devletleri, bu tür olaylar karşısında sergiledikleri timsah gözyaşları ile gerçek niyetlerini ve politik çıkarlarını bir kez daha ortaya koymuşlardır. İsrail’in agresif politikalarına ve insan hakları ihlallerine karşı sürekli bir sessizlik içinde olan bu devletler, Haniye’nin şehadeti karşısında da aynı sessizliklerini korumaktadırlar.
İsmail Haniye, Filistin halkının haklarını savunma ve onların sesini dünyaya duyurma konusunda önemli bir figürdü. Onun şehit edilmesi, İsrail’in baskıcı politikalarının sadece devam ettiğini değil, aynı zamanda artarak devam edeceğini gösteren bir işarettir. Ne var ki, dünya devletlerinin çoğu bu duruma karşı oldukça kayıtsız kalmakta veya en fazla rutin bir kınamayla yetinmektedir. Bu, uluslararası arenada adalet ve insan haklarına duyulan saygının ne kadar yüzeysel olduğunun açık bir kanıtıdır.
Timsah gözyaşları, en çok da İsrail’le arasını iyi tutmaya çalışan devletler tarafından dökülmektedir. Bu devletler, İsrail ile olan ekonomik ve stratejik ilişkilerini koruma adına, Filistin halkının acılarını ve hak arayışını sürekli olarak göz ardı etmektedir. İsmail Haniye’nin şehadeti sonrasında yapılan kınamalar, içi boş ve samimiyetsiz açıklamalar olarak kalmakta, Filistin halkının yaşadığı zulme karşı somut bir adım atılmamaktadır.
Uluslararası toplumun bu tavrı, İslam dünyası ve diğer vicdan sahibi topluluklar nezdinde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Gerçekten de, İsmail Haniye gibi bir liderin şehit edilmesi, sadece Filistin için değil, tüm dünya için kaybedilmiş bir değerdir. Ancak bu, uluslararası toplumun çoğunluğu tarafından anlaşılmamakta veya görmezden gelinmektedir.
İsmail Haniye’nin şehadeti, dünya devletlerinin Filistin meselesine yaklaşımındaki çifte standardı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Uluslararası toplum, gerçekten adalet ve barışı destekliyorsa, Filistin halkının maruz kaldığı zulme karşı daha aktif ve samimi bir tavır sergilemelidir. Timsah gözyaşları dökmek yerine, gerçek adımlar atılmalı ve Filistin halkının hakları, uluslararası arenada güçlü bir şekilde savunulmalıdır. İslam ümmeti olarak, bizler de bu adaletsizliğe karşı durmalı ve Filistin halkının yanında olmalıyız, zira onların mücadelesi, adalet ve özgürlük mücadelesidir.