Peygamber Efendimizin (sav) Aşkından Ağlayan Kütüğün Hikayesi
İslam tarihinin en dokunaklı ve etkileyici hadiselerinden biri, Peygamber Efendimiz’in (sav) aşkından ağlayan kütüğün hikayesidir. Bu olay, Efendimizin sadece insanlara değil, cansız varlıklara bile ne kadar derin bir sevgi ve şefkatle yaklaştığını gösterir.
Peygamber Efendimiz (sav), Mescid-i Nebevi’de cemaate hutbe verdiği zamanlarda, bir hurma kütüğüne yaslanarak konuşurdu. Bu hurma kütüğü, minber yapılmadan önce Peygamberimizin (sav) kullandığı bir destekti. Ancak cemaat arttıkça, hutbe sırasında Peygamber Efendimizi (sav) daha iyi duyup görebilmeleri için sahabeler, Efendimize bir minber yapılmasını önerdiler. Peygamber Efendimiz (sav) bu öneriyi kabul etti ve üç basamaklı bir minber inşa edildi.
Yeni minber hazırlandıktan sonra, Peygamber Efendimiz (sav) hutbe vermek için artık bu minberi kullanmaya başladı. Ancak bir Cuma günü, Peygamber Efendimiz (sav) hutbe vermek için minbere çıktığında, cemaat şaşkınlıkla bir ağlama sesi duydu. Ses, Peygamber Efendimizin (sav) daha önce yaslandığı hurma kütüğünden geliyordu. Kütük, Efendimizin (sav) kendisinden uzaklaşmasından dolayı ağlıyordu.
Rivayetlere göre, hurma kütüğünden gelen ağlama sesi, bir deve yavrusunun annesini kaybettiğinde çıkardığı hüzünlü ve içten bir ses gibiydi. “Hannana” Arapça kelimesi ağlayan deve anlamına gelir. Hurma gövdesinin üzüntüyle ağlayan ve ağlayan sesinden dolayı ona Hazreti Hannana adı verilmiştir. Bu ses, tüm mescidi doldurdu ve orada bulunan sahabeleri derinden etkiledi. Peygamber Efendimiz (sav) daha sonra minberden indi ve ağaç gövdesini kucaklayarak ve onunla nazikçe konuşarak teselli etti. Ona iki seçenekten birini teklif etti ve şöyle dedi:“ İstersen Seni daha evvelden bulunduğun yere tekrar diktireyim böylece daha önce olduğun gibi olursun. Ya da istersen seni Cennete dikerim, onun ırmaklarından, pınarlarından su içersin, büyümen güzel olur; meyve verirsin ve meyvenden Allah dostları yiyecekler” Bunu duyduktan sonra palmiye gövdesi cenneti seçti ve sakinleşti. Peygamber aleyhisselâm, “Eğer onu kucaklamasaydım, kıyamet gününe kadar inleyecekti” buyurdu O kütük daha sonra Peygamberimizin emriyle yerinden alınıp Efendimizin minberi ve mihrabı arasında cennet bahçesi denilen yere defin edildi.
Resûlullah’ın hasretine dayanamayarak ağlayan kütük olayı, yüzlerce sahâbînin huzurunda meydana gelmiştir. Bu sebeple, olayla ilgili hadis, âlimlerimiz tarafından mütevâtir yani en sağlam ve en güvenilir rivayet olarak kabul edilmiştir. Hasan-ı Basrî hazretleri, bu hadisi rivayet ettikten sonra etrafındakilere şöyle derdi: “Ey Müslümanlar! Kütük bile Resûlullah hasretiyle inliyor, onu özlüyor. Resûlullah’a kavuşmayı arzu eden kimselerin onu daha çok özlemesi gerekmez mi?”
Hz Hannane ( Hurma kütüğü ) Peygamberimizin (sav) sevgisi ve varlığına olan hasretini bu şekilde dile getirmişti. Onun Hz Muhammed sav’in varlığı, etrafındaki herkese ve her şeye huzur ve mutluluk getirirdi. Bu olay, sadece bir hurma kütüğünün ağlaması değil, aynı zamanda Peygamber Efendimizin (sav) insanlarla ve diğer varlıklarla olan derin bağını ve sevgisini gösteren bir ibret vesikasıdır. Onun sevgisi ve şefkati, bugün bile kalplerimizde yaşamaya devam ediyor ve bizlere örnek olmaya devam ediyor.
Kıymetli kardeşlerim “Cenâb-ı Hakk’ın elçisi, hidâyet önderi Hz Muhammed sav’i cansız bir varlık bu derece özlerse, o saf nûrun eşsiz güzelliğini görmek için Allah’ın birliğine inanan bir mü’min acaba ne kadar hasret duymalıdır?” Varın hep beraber kıyas edelim! Ve ibret alalım.
